Category: Haberler

DENKTAŞ: “SEÇİLMEK İÇİN UĞRAŞ VERDİĞİNİZ MAKAMA NE KADAR ZARAR VERDİĞİNİZİN FARKINDA MISINIZ?

DENKTAŞ: “SEÇİLMEK İÇİN UĞRAŞ VERDİĞİNİZ MAKAMA NE KADAR ZARAR VERDİĞİNİZİN FARKINDA MISINIZ?

Bağımsız Cumhurbaşkanı Serdar Denktaş, Maraş konusunun Cumhurbaşkanlığı seçim malzemesi haline getirmenin alemi olmadığını vurgulayarak, Türkiye’den gelen su hattında yaşanan arızanın giderilmesi sonrası, teşekkür etmemiz gerektiğini, ancak bir adayın bütün bir olayı seçim malzemesi ve propagandası haline getirmesi nedeniyle yüreğimizden geçeni ağzımızdan söylemediğimizi ifade etti.

11 Ekim’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine katılacak adaylar  BRT canlı yayınında izleyiciyle buluştu.

Programa, Başbakan ve UBP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Mustafa Akıncı, CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Tufan Erhürman, Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Kudret Özersay, Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, YDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Erhan Arıklı ve MDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Fuat Çiner  katıldı.

Programda konuşan Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı

Programa başlamadan önce BRT’yi yayınlamış olduğu su videosundan dolayı kınayan Bağımsız Cumhurbaşkanı Serdar Denktaş ile Başbakan Ersin Tatar arasında Maraş konusunda zaman zaman gerginlik yaşandı.

Maraş’a araçla girmek için askere kimlik kartı bırakmak zorunda olduklarını belirten Denktaş, “o zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde mi değil midir? Bu sorunun cevabını versinler” dedi.

Maraş konusunun Cumhurbaşkanlığı seçim malzemesi haline getirmenin alemi olmadığını vurgulayan Denktaş, yapılanlardan devletin haberinin olmadığını belirtti.

“YÜREĞİMİZDEN GEÇENİ AĞZIMIZDAN SÖYLEYEMİYORUZ”

Yayından önce su ile ilgili güzel bir video yayınlandı. Videoda sekiz – dokuz aydır susuzluk çeken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelen bir sudan bahsedildi.  Bu işin halledilmiş olması için Türkiye’ye teşekkür etmemiz gerekir. Bir adayın bütün bir olayı seçim malzemesi ve propagandası haline getirmesi nedeniyle yüreğimizden geçeni ağzımızdan söyleyemiyoruz.

“BRT’Yİ KINIYORUM”

Bayrak Radyo Televizyon Kurumunun, bütün adayların katıldığı bir toplantıdan önce bunu yayınlamış olması çok da iyi niyetli değil. Bunu yayınlamış olmasını doğru bulmuyorum ve kınıyorum. Maraş konusu da su gibi bir aday tarafından seçim malzemesi haline getirilmiştir.  Yazıktır insanımıza, yazıktır ve ayıptır! Türkiye ile olan ilişkilerimize de ayıptır…

“TÜM ADAYLARIN KARTLARINI AÇTIRDI”

Hakikaten söylenenler o kadar yanlış değilmiş. İnsanlara söyleniyor ve deniyor ki Maraş’ı açıyoruz. Kapalı Maraş’ı da açacağız, orayı da vereceğiz diyor.  Benim anladığım budur. Palm Beach’in yanındaki sahil zaten açılalı 4 yıl oldu. Yapılan, o sahilin biraz daha genişletilmesi ileriye götürülmesidir. Maraş’ın böylesi bir seçim döneminde tartışılması, bütün arkadaşların düşüncelerini, hedeflerini, ne yapmak istediklerini açık açık ortaya koyması yapılabilecek en büyük hatalardan biridir.  Çünkü Cumhurbaşkanı seçilecek kişi önce Bakanlar Kurulu, Meclis, Sivil Toplum Örgütleri, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Türkiye ile bütün bunları müzakere ile istişare edip, fikir birliği veya en azından büyük oranda konsensüs sağladıktan sonra adım atmalıdır. Biz şimdi açık açık bütün kartlarımızı daha hiçbir şey konuşmadan masaya açmış bir şekilde yarın oturacağız, dünya ile nasıl konuşacağız.  Girerim, yaparım, oldubittiye getiririm diye düşünüyorsanız bunu yapamazsınız. Bunu hiçbir zaman yapamazsınız, böyle bir dünya yok!

“DEVLETİN HABERİ YOK”

Alemi var mıydı bunu Cumhurbaşkanlığı seçim malzemesi haline getirmenin? Seçilmek için uğraş verdiğimiz makama gelecek toplantılarla ilgili ne kadar büyük bir zarar verdiğinizin farkında mısınız?  Sabah arkadaşlarımla konuştum diyorsunuz ama Türkiye’ye gittiğinizden başbakan yardımcısının, bakanlar kurulunun  haberi yok. Cumhurbaşkanının, meclisin, devletin haberi yok. Türkiye’de, ben bu memlekette istediğimi yaparım mı diyorsun? Yapmaya kalktığında da farklı düşünceler ile ortaya çıkanları karşında görürsün…

“GİTTİN, SANA BİR ŞEY SÖYLENDİ YAPTIN”

Gittin, sana bir şey söylendi yaptın. Türkiye’nin burası ile ilgili ‘karar alalım arkadaşlar’ demesi halinde bu ülkenin sorumlu Başbakanının demesi gereken şuydu; ‘Sayın Cumhurbaşkanı çok teşekkür ederim. Kıbrıs’ta seçimimiz var. 10 gün sonra bitiyor, bu konuyu izin verirseniz 10 gün sonra el alalım.’ Aklının ucundan geçmiyor mu böylesine bir sorunlu bir makama aday olan bir insanın? Gittin, söylendi yaptın geldin. Peki ne kazandık hiçbir şey… Bu açılan yol ve genişletilen sahil, Kıbrıs Türk Halkına bir şey vermedi.  Orada orduevinde kalan aileler arabasıyla o yoldan geçip plajına girebiliyor.  Kıbrıs Türk Halkı ise 1,5 kilometrelik bir yolu yürüyerek plaja gidiyor.  Sorarım bütün arkadaşlara; Ortaköy’den Gönyeli’ye giderken kimlik kartımızı mı bırakıyoruz bir yere? Ama oraya girerken kimlik kartımızı bırakıyoruz. O zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde midir değil midir? Bu sorunun cevabını versinler.

DENKTAŞ: “NEREDEYSE VATAN HAİNİ İLAN EDİLDİK”

DENKTAŞ: “NEREDEYSE VATAN HAİNİ İLAN EDİLDİK”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı olarak Serdar Denktaş seçimlere bugüne kadar hiç olmadığı seviyede müdahale olduğunu, neredeyse ‘vatan haini’ ilan edileceğini” söyledi.

Türkiye’den yayın yapan T24’e açıklamalarda bulunan Denktaş, “Ankara’da yapılan müdahalelerin tek bir aday üzerinde birleşmiş durumda olduğunu” ifade etti. Müdahalelerin sadece Ankara’dan gelmediğine işaret eden Denktaş, “Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in açıklamalarının da bir başka aday olan mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı destekler nitelikte olduğu” görüşünü dile getirdi.

Seçimlere 11 adayın katıldığına dikkat çeken Denktaş, yapılan baskılar sonucunda bir aday kazanırsa “Türkiye’yi sevenlerin kazanmış olacağı”, diğer adaylar kazanırsa ise “Türkiye’yi sevmeyenlerin kazanmış olacağı” türünde yanlış bir algı yaratılmasını eleştirdi.

Denktaş, “Kapalı Maraş’ın tamamının ilerleyen zamanlarda atılacak adımlarla açılmasının sağlanabileceğini, ancak seçimlere kurban edilerek sadece kıyı şeridinin açıldığını” vurguladı. Ankara’nın desteğini alan adayın “KKTC’nin en güçlü, en teşkilatlı partisinin adayı” olarak seçime girdiğini söyleyen Denktaş, ancak yapılan baskıların bu kişiye desteği azalttığını savundu.

Denktaş’ın T24’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Kapalı Maraş’ın seçimlerin arifesinde açılması kararını değerlendirebilir misiniz?

Seçimlere etkisi ne olacak? Bu kararın arkasında ne var ve neden seçimlere günler kala alındı?

Maraş konusu önemli bir konudur. Böylesine bir şekilde seçimlere kurban edilmemeliydi. Gelecekte atılabilecek adımlar tüm Maraş’ın kullanımını sağlayabilirdi. Şimdi sadece seçim propagandası olarak sahili biraz genişletme yönünde bir adım atıldı. Bunun karşılığında Avrupa ve Birleşmiş Milletleri de karşımıza dikmiş olduk. Maraş’ın tamamının açılması konusu en iyi ihtimalle ötelenmiş olacak Buna gerek yoktu. Oturur konuşurduk, atılacak adımlar belirlenirdi. Kurban edildi. Şikayetimiz bu. İşin doğrusu yapılanlar destek verilmek istenen adayın da işine yaramış değil.

Sizce seçimlere Türkiye’den veya başka bir yerden bir müdahale söz konusu mu?

Seçimlere bugüne kadar hiç olmadığı şekilde bir müdahale var. Sadece Ankara’dan değil, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden de başka bir adaya doğru yönlendirmeler var. AB ve BM’den gelen açıklamalar mevcut cumhurbaşkanına destek verici nitelikte. Ankara’dan gelenler bir adayın üzerinde birleşmiş durumda. 11 aday var, bunun 6’sı ciddi aday olarak öne çıkmış insanlar. Ama öyle bir noktaya geldik ki bir kişiyi seçerse veya ikinci tura bırakırsa bu ülke, “Türkiye’yi sevenler kazanmış” olacak. Bir başkasını seçerse “Türkiye’yi sevmeyenler kazanmış” olacak. Kıbrıs Türk halkına böyle bir ayrımı yaptırma hakkı kimsede olmamalıydı. Çünkü bu halk Türkiye’ye gönülden bağlıdır. Ama Ankara’nın istediği aday dışındakileri destekleyenler “Türkiye’yi sevmeyenlerdir”, sadece Ankara’nın istediği “Türkiye’yi sevenlerdir” gibi bir ayrım, beni örneğin bir Denktaş olarak “Türkiye’yi sevmeyenler” kapsamına sokmaktadır. “Bu toprakları vatan bellemeyen” kapsamına sokmaktadır. “Bu devlete inanmayan” kapsamına sokmaktadır. Öncü cumhurbaşkanı Denktaş’ı Türkiye’den, “Git vatanında konuş” diye gönderen zihniyet, şimdi beni bunlarla suçluyor, neredeyse vatan haini ilan edecek. Ben bunu kabullenemem. Bunu Kıbrıs Türk halkı kabullenemez. Bizi bu şekilde ayırmak KKTC’ye yapılabilecek en büyük kötülüktür.

KKTC’de yayımlanan Özgür Gazete’nin manşetindeki fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın basın danışmanının KKTC Başbakanı ve cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar’ın da içinde bulunduğu bir heyetle bir araya geldiğine dair fotoğraflar vardı…

Bu bir gazetemizin takip edip ortaya çıkardığı bir olay. Ama burada Türkiye’den bir heyet olduğu biliniyordu. Bir aday için seçim çalışması yapıldığı iddiaları da vardı. Bu fotoğraflar bahsi geçen iddiaların kanıtıdır. Hemen ardından desteklenen aday konumunda olan kişinin basın danışmanının “Ülkede yabancı istihbarat kol geziyor, fotoğraflar çekiyor” diye bir açıklaması oldu. Yabancı istihbarat değil, iki genç gazetecinin çabaları sayesinde ortaya çıkmış bir haber. Basını da susturmaya çalışıyorlar. KKTC gerçekten demokrasisi ile övünen bir ülke iken şimdi demokrasimize karşı yapılan bu tür girişimler zarar veriyor. Bunun kimseye bir faydası olmayacak.

Sizin bankalardan yapılan ‘yoksulluk yardımı’ ile ilgili de bir uyarınız oldu…

Yoksullara ve engellilere yönelik her ay maaş yatar bu ülkede. Bugün aniden dün akşam gelen talimatlarla bir bankadan bu hesaplara ek bir ödeme çıkarıldı. Öbür gün seçimimiz var. Bu ödeme ‘İşte bakın biz sizi düşünüyoruz, oyunuzu bizim istediğimiz tarafa yönlendirin’ girişimidir. Başka hiç bir şey değil. Oy satın almanın başka bir yöntemi. Bu insanlar satılık değil, muhtaçtır. İki gün sonra, bir hafta sonra bu yardımlar yapılsaydı, bir ay önce bu yardımlar yapılmış olsa teşekkür edebilecektik.7-8 aydır susuzluktan kıvranıyoruz. Seçim öncesi suyun getirilmesi ve bunun da seçimler için kullanılması Türkiye’ye teşekkür edebilmekten geri tuttu bizi. Bu girişimler neye hizmet ediyor anlamak mümkün değil.

Özgür bir şekilde demokrasimizi yaşamak istiyoruz. Eğer özgürce yaşamamıza izin verilmiş olsaydı o adayın kazanma şansı olmayacaktı. Şu anda maalesef kazanma şansı var.

Türkiye’den ve uluslararası kurumlardan baskıdan söz ettiniz. Bu bahsettiğiniz müdahaleler seçim sonuçlarını etkileyecek mi sizce?

Etkilememesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bunun dışında bir sonuç almak zorundayız Kıbrıslı Türkler olarak. Özgür iradesine sahip çıkan bir halk olduğumuzu göstermek için yapmalıyız bunu. Bügün bu yapılanlar da Türkiye’ye yönelik sevgimizi asla yok etmez. Bu yapılanlar bugün birileri tarafından yapılır. Yarın onlar oradadır, değildir; onu Türkiye halkı bilir. Ama biz buradayız, burada yaşayacağız. Kendi ülkemizde bu baskılarla yol kat etmemeliydik.

Ankara’dan bir adaya çok ciddi destek olduğundan bahsettiniz. Bu adayı sizce Ankara’nın desteği mi öne çıkardı?

Bütün bu baskılar aslında geriye düşmesine neden oldu. KKTC’nin en güçlü, en teşkilatlı partisinin adayı olarak girdi seçime. Ama oldukça geriledi. Çünkü kendi partisindekiler de bu baskıya tepki gösterebilmektedir. Geriye düşmüş durumda.

Başka başka yöntemlerle de ona seçim kazandırılırsa düşünülmesi gereken şudur: Bu durumda oraya oy vermeyen insanlar nasıl bir noktada bırakılacak? Gerçekte kim kazanmış olacak? Çünkü yüzde 30 oy alsanız bile yüzde 70 sizin istemediğiniz tarafa oy vermiş olacak. Bu, bu ülke için kötülükten başka bir şey değildir.

DENKTAŞ: “ÜLKEDE HİÇ HOŞ OLMAYAN İŞLER OLUYOR…BUNLARI SESLENDİRMEKTEN GERİ DURMAYACAĞIZ”

DENKTAŞ: “ÜLKEDE HİÇ HOŞ OLMAYAN İŞLER OLUYOR…BUNLARI SESLENDİRMEKTEN GERİ DURMAYACAĞIZ”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, hiç hoş olmayan işler olduğunu ve bunları seslendirmekten geri durmayacağını söyledi.

Denktaş, seçim çalışmaları kapsamında Çukurovalılar Derneği’ni ziyaret etti.

Denktaş, burada yaptığı konuşmada her görüş, düşünce ve yaklaşımın dinlenmesi gerektiğini kaydederek ortaya konacak fikir ve düşüncelerden herkesin kendine göre bir pay alması gerektiğini söyledi.

Fikirsel olarak en uzak noktada oldukları kuruluşlarla bile bir araya geldiklerini, yeri gelirse tartıştıklarını ancak günün sonunda kucaklaşmayı da bildiklerini ifade eden Denktaş: “Çünkü seçim bugün var ama yarın biter…Ondan sonra yine aynı ülkede, aynı topraklarda  bir birimizi görerek yeni hayatımıza devam edeceğiz” dedi.

Herkesin herkesi dinlemesi gerektiğini sonuçta seçmenin sandığa gittiğinde kimi uygun görürse ona oyunu vereceğini ifade eden Denktaş, bu hoşgörünün yaşatılması gerektiğini kaydetti.

Ülkede hiç hoş olmayan işler olduğunu ve bunları seslendirmekten geri durmayacağını belirten Denktaş, yanlış bir şey varsa bunu seslendirmenin bir görev olduğunu söyledi.

Pazar günü oyların kullanılacağını ve çıkacak olan iradeye herkesin saygı göstereceğini vurgulayan Denktaş, sonrasında da bu ülke için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

KUDRET AKAY: MARAŞ’A HELİKOPTERLE İNERLERSE ŞAŞMAM

KUDRET AKAY: MARAŞ’A HELİKOPTERLE İNERLERSE ŞAŞMAM

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ı temsilen Genç TV’de Nazar Erişkin’in sorularını yanıtlayan sosyolog araştırmacı Kudret Akay, “bu seçimde artık her şeyi beklerim ben. Öyle bir hale geldi ki Maraş’ta alana helikopterle filan inmeye başlanırsa hiç şaşırmayın. Hiç beklemediğimiz, hiç hayal etmediğimiz, aklımızdan geçmeyen şeyler oluyor” dedi.

“MARAŞ KONUSUNU SEÇİM MALZEMESİ YAPMAYIN”

Akay, bundan bir ay ya da daha fazla öncesinde Serdar Bey, Maraş’la ilgili gelişmeler konusunda kamuoyunu üst üste pek çok kez uyarmıştı: ‘Maraş konusunu seçim malzemesi yapmayın, bütün dünyanın tepkisini üzerimize çekeceksiniz. Zaten çok dar bir alanda izolasyon altında olan Kıbrıs Türkünü dünya tarafından daha çok dışlatacaksınız.’ demişti. Maalesef bu söyledikleri teker teker olmaya başladı” dedi.

“ALEYHİMİZE YENİ BİR KARAR ÇIKACAK”

Avrupa Birliği’nden çıkan karar, arkasından güvenlik konseyi yarın toplanacak… Bunlara hiç gerek yoktu Maraş’ın açılabilmesi, eski sakinlerinin gelip yerleşebilmesi için zaten siyasal arenada bir konsensüs vardı. Buna karşı çıkan yoktu. Her şeyden önce bir insani bir konudur bu. Bunu seçim malzemesi yapılmaması gerekirdi.  İkincisi Kıbrıs’ta Türklerin öncelikleri ile ilgilenseydiniz. Çünkü uluslararası hukuk kurallarına mümkün olduğunca yakınlaşarak ve BM Güvenlik Konseyi kararlarını mümkün olduğunca uygulayarak, bizim yönetimimiz altında açılacaktı burası. Bütün bunlar elimizdeyken ve bir konsensüs varken ve gerçekten doğru dürüst bir şekilde açılabilme ihtimali yüksekken, maalesef bir adayın hırsı yüzünden bu hallere geldik. Şimdi güvenlik konseyi büyük bir ihtimalle daha önceki kararlarına atıfta bulunarak, Kıbrıs Türklerinin aleyhine yeni bir karar çıkaracak.

“AÇILAN MARAŞ DEĞİL SAHİLİN BİR KISMIDIR”

Seçime malzeme yapıldı Maraş, zaten açılan Maraş değil sahilin bir kısmıdır. Buna açılma diyen adaylardan bir tanesi Başbakan ki, hükümet henüz istifasını vermediği için kendisi başbakandır. Gerçekten açılabilmesi mümkündür, elinde altın gibi bir fırsat vardı çünkü konsensüs vardı. Açılmasına muhalif olan bir kesim yoktu. Seçim sonrasında oturulup Maraş, eski sakinlerine doğru dürüst açılırdı… Beklenseydi, seçim uğruna Kıbrıslı Türklerin bir kez daha dünya tarafından suçlanma riski ortadan kaldırılırdı. Bunu yapmaya değer miydi gerçekten? Bizim söylediğimiz bu…

“HEM SEÇİM YASAKLARINI DELDİLER HEM DE SİYASİ PROPAGANDAYA DÖNÜŞTÜRDÜLER”

Serdar Bey’in dikkat çektiği bir konu bu: Bir yanda bir su gelişi, aynı anda Maraş’ın açılımının açılması gibi bir konuyu, Sayın Başbakan uçağa bindi Ankara’ya gitti ve oradan Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile birlikte bize duyurdu… Bunun öncesinde Yüksek Seçim Kurulu çok net olarak yayınladığı bildiriyle, ‘baraja su geldiğinde sakın bunun etrafında bir gösteri, bir toplantı yapmayın, bu seçim yasaklarına girer.’ dedi. Sanki Yüksek Seçim Kurulu bunu dememiş gibi o gün bir değil iki tane gösteri yaptılar… Sadece su için değil Maraş için de hem seçim yasaklarını deldiler hem de siyasi propagandaya dönüştürdüler.

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ı temsilen Genç TV’de Nazar Erişkin’in sorularını yanıtlayan sosyolog araştırmacı Kudret Akay konuşmasına şöyle devam etti;

Şimdi gerçekten çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıyayız. Bir yanda devletine sahip çıktığını söyleyen hatta iki devletli çözümü,  KKTC’yi dilinden düşürmeyen bir cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan; ama diğer yanda devletin bütün kurumlarını yok sayan bir aday var… Özellikle bu Maraş açılımıyla ilgili yaptıkları o canlı yayında Cumhurbaşkanlığı makamını yok saydılar, meclisi yok saydılar, hükümeti yok saydılar, Bakanlar kurulu kararını yok saydılar, Yüksek Seçim Kurulu’nu yani yargıyı yok saydılar… Siz bir devletin bütün kurumlarını yok sayarsanız, orada gerçekten bir devlet yok demektir. Bunu bir Başbakan, bir cumhurbaşkanı adayı yapmamalıydı. İşaret ettiğimiz nokta budur. Yoksa Maraş açılımına ya da suyun gelmesine kimse karşı değildir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuran Rumlar açtığımız plajda gelip yüzmeye mi başlayacaklar? Ortada bir Siyasal propaganda vardır. Adayın birinin bunu propaganda olarak kullanması vardır. Evet Türkiye’nin aleyhine yüzlerce dava beklemektedir. Taşınmaz Mal Komisyonu Maraş’tan gelen başvuruları kabul etmemektedir. İki nedenle kabul etmemektedir; bir askeri bölgedir, o bölgeden başvuru kabul edilemez. İkinci neden ise Mağusa’da Evkafın aldığı ‘Maraş vakıf malıdır’ kararının hâlâ yürürlükte olmasıdır. Bu nedenle Kıbrıslı Rumlar Taşınmaz Mal Komisyonu’na yani bizim iç hukukumuza başvuramadıkları için doğrudan Strazburg’a gidiyorlar. Ne olacak bunun sonucunda? Türkiye milyarlarca dolarlık tazminatla karşı karşıya kalacak. Evet, işin bu boyutu var ama bu boyutun çözümü bu değil, bu tam tersine daha da tehlikeli hale getirir.

“HEP BÖYLE DİYE DİYE GELDİK BUGÜNLERE…”

Başından beri bu kampanyada tek farklı şey söyleyen ki bunu cesaretle söyleyen kişi Serdar Denktaş’tır. Dünya bizi bir alt yönetim olarak algılıyor. Eğer sizin Başbakanınız Maraş’ın açılması için Türkiye’ye uçar, Türkiye Cumhurbaşkanına ‘Sayın Cumhurbaşkanım talimatlarınızla Maraş’ı açıyorum’ derse siz istediğiniz kadar bağımsız, egemen, demokratik bir cumhuriyetiz deyin… Kimse inanmaz, dünya sizi alt yönetim olarak görür… Ya devlete inanacaksınız, devletin tüm kurumlarının güçlendirilmesi için çalışacaksınız ya da bize böyle ucuz propaganda yapacaksınız. Geldiğimiz nokta budur… Sayın Başbakan bu yaptıklarıyla, daha kötü günlere doğru, karanlık bir geleceğe doğru ilerlememizi istiyor. Bunu kötü niyetinden mi yapıyor? Hayır. Bilmezliğinden yapıyor. Çevresinden aldığı kötü danışmanlık nedeniyle yapıyor. Yanlış bir yola sürükleniyor ama bunun arkasından Kıbrıs Türk halkının da sürüklendiğinin farkında değil… Cumhurbaşkanı seçilirse ne olacak seçilmezse ne olacak… Eğer bir gün her taraftan daha kötü ambargolar bizim başımıza gelirse bunun bedelini ödemeye değer mi? Bir sahil yolunu açmak veya o kumsalı açarak ortaya Maraş‘ı açtım diye çıkmak bunlara değer mi? Hayır bizi gereksiz riskler, tehditler altında bırakıyorlar! Yaptıkları bu… Daha güvenlik konseyi karar alacak. Bu kararların hepsi bağlayıcıdır tabii ki ancak o, size uygun olmasa da bir kısmını size uygulattırır. Birleşmiş milletler çarteli altında beş, altı ve yedinci paragraflar vardır. Bu paragraflardan bir tanesi barışçıl, şiddet içermeyen açılımda bulunursanız uyar. Güvenlik konseyi size bir karar alır, burada bir tehdit yoktur. Gelip de kimse size askeri yerlerinizde Maraş’ı kapatmaz. Bir diğerinin altında şiddet içeren unsur varsa güvenlik Konseyi’nin müdahale hakkı vardır. Şimdi biliyorlar ki herkes her şeyin farkında. Bizim yaptığımız şiddete dayalı bir eylem değil. Bu nedenle alınacak kararda Birleşmiş Milletlerin bir yaptırımı olamaz. Hep böyle diye diye geldik bugünlere, kendimizi izolasyon ve ambargoların altında bulduk…

 

Siz sürekli olarak uluslararası topluluğun, uluslararası hukukun karşısında bir tehdit olarak ‘ben sizi tanımam, ben sizi sallamam, ben size rağmen her türlü kararı alırım’ şeklinde bir pozisyon üretirseniz, uluslararası topluluk da size karşı bir pozisyon üretir ve altından da kalkamazsınız. Yıllar içerisinde bizim geldiğimiz nokta budur. Ve hâlâ ‘Kıbrıs’ta Türkler dışlanmıştır, izoledir, doğrudan uçuş yoktur, alt yönetimdir’ diye kendi kendimizi suçluyoruz.

Gelin görün ki bunu aşmak için neler yapılması gerektiği, ortaya konan Manifesto’nun içerisinde var. Bir yeni bir cumhuriyete doğru yelken açalım… Ne oldu da Kosovalılar kendi haklarına kavuşabildi? Neden Kıbrıslı Türkler, onlardan 30 yıl önce ilan ettikleri bağımsızlıklarını hâlâ dünyaya tanıtamadı? Bütün bunları masaya koyalım. Herkesin istediği, herkesin birlik olduğu şey;  ‘Kıbrıs Türk halkının dünya ile bütünleşmesidir’. Buna Tatar da aynı şeyi söyler, Serdar Denktaş da aynı şeyi söyler, Mustafa Akıncı da, Tufan Erhürman da… Bütün siyasi yelpazede bir tane Kıbrıslı Türk veya KKTC Vatandaşı yoktur ki Kıbrıslı Türkler dünyayla buluşmasın desin… Ama izlenen siyasetlerin arkasında birçok adayın başka nedenleri yattığı için farklı yönlere gitmeye başlıyoruz. Bunlar söylemlerde kalıyor, siyasetin içeriğini bunlar belirlemiyor.

“SAYIN TATAR’IN SEÇİLMEYECEĞİ ÇOK NET”

Esasında bunun belirlenmesini kabul etsek bir masanın etrafında çok rahat çözüm modelleri üretebileceğiz. Serdar Denktaş’ın bu seçim kampanyası sırasında getirmiş olduğu yenilik işte buradadır. İki devletli çözüm dersiniz tamam iki devletli çözüm demekle siz sadece bunu söylerseniz, masaya bunu götüreceğim derseniz, 50 yıl daha o masanın kurulmasını bekleyeceksiniz. Diğer grup federal çözüm yoktur diyorsanız siz de 50 yıl daha o masada bekleyeceksiniz. Bunlar dışında üçüncü bir yol ayrımı hiç gelmemişti… İşte bu bahsettiğimiz manifestomuz; yeni Cumhuriyet dönemi, alt yönetimden kurtulma, insanlarımızın dünya ile bütünleşme hedefi, bunların çözülebilmesi için çeşitli örneklere bakarak modeller üretmektedir. Bu seçim kampanyasının içeriği bu olmalıydı. Bu seçim kampanyasında adaylar, ‘Kıbrıslı Türkleri dünya ile nasıl buluşturabiliriz, KKTC’yi içinde bulunduğu durumdan nasıl öteye geçirtebiliriz, doğrudan uçuşları nasıl başlatabiliriz, dünya ile ticaretimizi nasıl sağlayabiliriz, sporcular milli maçlara nasıl katılabilir’ üzerinde durmalıydı. Bunları konuşmak yerine Türkiye karşıtlığı Türkiye yandaşlığı gibi bir suni gündemle maalesef Sayın Tatar, bu işin altına dinamiti soktu ve propaganda yaptı, olay budur.

Biz AB’nin, Rusya’nın kınamasıyla kalacağız. AB ile Türkiye’nin belki daha da kötüleşen ilişkileri, güvenlik konseyinden çıkan Kıbrıslı Türklerle alakalı bir başka karar, bunlar bize kalacak bu süreç sonunda… Seçilecek cumhurbaşkanı da bütün bunları temizlemek için uğraşacak. Sayın Tatar’ın seçilmeyeceği çok net! Bunlarla uğraşacak olan kendisi olmayacak. Ama oraya gelen yeni isim, bunları temizlemek zorunda kalacak.

Bu şekildeki tavırlarla bir beşli zaten gerçekleşemez, beşli zaten bir ön görüşmeydi. Yani gerçek beşli öncesinde tezlerin pozisyonlarını belirleme, ‘hazır mıyız bir beşliye’ ön toplantısı şeklinde önerilmişti. Bu Türkiye’nin önerisiydi. Türkiye kendi önerisini masada neden bertaraf etsin? Son dönemlerde cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle bu masa, bu riski taşımaktadır. Artık Anastasiadis’in bu koşullar altında masaya gelmesini ummak saflıktır. Bunlar Kıbrıs Türk tarafını zayıflatmaktadır, Türkiye’nin elini zayıflatmaktadır. Bir adayı seçtirtmek için bir toplumu böylesine riskler, tehditler altına almaya kimsenin hakkı yoktur!

Maraş’la ilgili neredeyse bir fetih söylemi gerçekleştiriliyor oysa gerçeği bu değil. Maraş’ın sahil bölümü maalesef bizi her türlü risk altına alacak şekilde açıldı. Ama tehdidi görünce biz bunu kademeli yapacağız dendi ki bu demenin bir anlamı yok. Ne gerek vardı buna? Kademeli açmak bu değildi. Seçim beklenir, yeni bir cumhurbaşkanı seçilir, yeni cumhurbaşkanı ile hükümet oturur, Türkiye oturur ve hep beraber bir karar verilirdi. Bu şekilde plansız ve programsız bizi risklerin, tehlikelerin altına atacak iş değildi!

“YSK KARARLARINI TAKMAYAN BİR ADAY VAR”

Yüksek Seçim kurulunun kararlarını takmayan bir aday var karşımızda. Eğer Yüksek Seçim Kurulu’nu takmazsanız, yok hükmünde varsayarsanız bu seçimde her şey olabilir demektir. Siz Yüksek Seçim Kurulu’na rağmen demin bahsettiğimiz Maraş ve su ile ilgili böylesine şovlar yapıyorsanız, demek ki Yüksek Seçim Kurulu sizi bağlamıyor. YSK sizi bağlamıyorsa demek ki YSK’nın koyduğu hiçbir kural sizi bağlamıyordur.

Serdar Denktaş sahada her gün geziyor. Kendisine gelen bilgiler ve duyumlar sonucu yaptığı ‘dikkat edin, sandıklara sahip çıkın’ gibi uyarılar her seçimde yapılması gereken, özellikle bu seçimde çok ciddi şekilde dikkate alınması gereken uyarılardır. Serdar Denktaş bir aday olarak; YSK’yı dinlemeyen bir diğer aday nedeniyle, her türlü önlemin alınıp bu seçimin üzerine hiçbir şaibenin düşmemesi için önerilerde bulunuyor. Bu da her adayın hakkıdır ve yapılması gereken bir durumdur. Bunu sansasyonel bir hale getirmeye gerek yoktur. Yarın bir gün sandıklarda çıkabilecek herhangi bir olayda bütün KKTC halkı, bütün devlet, hepimiz risk altındayız. Bu nedenle önceden önemler alınsın. Bu seçim, Yüksek Seçim kurulunun koyduğu kurallar çerçevesinde demokratik bir şekilde gerçekleştirilsin ve sonuç çıksın. Bu sonuç çıktığı zaman hiç kimse bu seçimlere şaibe yükleyecek bir pozisyonda olmasın. Bizim bütün derdimiz budur.

“BU SEÇİMDE ARTIK HER ŞEYİ BEKLERİM”

Serdar Denktaş ‘Yeni Zamanlar Manifestosu’nda bu konuya da dikkat çekiyor. Seçimin çok ciddi bir şekilde tartışıldığı bu son günlerinde,  gözden kaçan bu ‘yeni zamanlar’ dediğimiz yeni ekonomik ilişkiler, yeni sosyal ilişkiler, yeni toplumsal düzen ihtiyaçları çerçevesinde, yeni bir normale geçene kadar kaotik bir süreçten geçiyoruz ve bu kaotik sürecin etkilerinin ne olabileceğini tam olarak göremiyoruz. Görebildiğimiz bir şey var ki oda ne sosyal ilişkiler, ne ekonomik ilişkiler, ne siyasal ilişkiler, bunların bir yansıması olarak eskisi gibi olamayacak… Halen ülkemizi ciddi siyasal sarsıntılar bekliyor, siyaset alanında yeniden şekillendirilmeler bekleniyor. Ekonomik alanda, özellikle orta sınıf Kıbrıslı Türkleri, çok ciddi ekonomik sıkıntılara girileceği, bütün toplumsal ekonomik yaşamlarının tehdit altında olduğu algısının güçleneceği bir süreç bekliyor. Şimdi insanlar aç kalırsa, işsiz kalırsa, evsiz kalırsa, kredisini ödeyemezse, bu insanların verebileceği tepkinin ne olabileceğini ancak kestirebiliriz… Kesin olarak onu ya da bunu yapacak diyemeyiz ama tehlikeli yollara giden, toplumsal huzurun kaçabileceği vakalara doğru hızla ilerleyeceğimiz ortadadır. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimi de geldi kimsenin bunu düşündüğü ve önemsediği yok. Bu seçim bir hafta, on gün sonra bitecek oturup, ‘bu yeni normal dediğimiz sürece nasıl geçebiliriz, bu kaotik ortamı nasıl atlatabiliriz, ekonomik aktiviteleri nasıl canlandırıp toplumsal alanda insanlarımızın kendilerini güvende hissetmelerini nasıl sağlayabiliriz’i düşünmemiz gerekiyor. Biz bunun çalışmasını çoktan yapmıştık. Ancak araya seçim girdi, herkes seçime konsantre olmuş durumda. Siyaset alanının kendini siyasetten bir adım geri çekip, bu seçimler sonrasında toplumla ilgili ana konuların tartışılmaya başlanmasını istiyoruz.

Tabii ki bu seçimde artık her şeyi beklerim ben. Öyle bir hale geldi ki Maraş’ta alana helikopterle filan inmeye başlanırsa hiç şaşırmayın. Hiç beklemediğimiz, hiç hayal etmediğimiz, aklımızdan geçmeyen şeyler oluyor…

Bu seçimde, Serdar Bey’in de işaret ettiği gibi ciddi müdahaleler yapılıyor. Bu müdahaleler Kıbrıslı Türk’ün lehine değildir. Bu müdahaleler Türkiye’nin çıkarlarına değildir. Bu seçim bitecek yine biz birbirimizin yüzüne bakacak şekilde burada kalacağız. Ama sonuçlarına katlanacak olan bütün KKTC halkı olacaktır.

DENKTAŞ’TAN VARALUŞ MÜCADELESİNE KATKI KOYANLARA MESAJ… “BEN BİR DENKTAŞ’IM…KENDİMİZE GÜVEN VE İLERİYE DOĞRU YÜRÜMENİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ İYİ BİLİRİM”

DENKTAŞ’TAN VARALUŞ MÜCADELESİNE KATKI KOYANLARA MESAJ… “BEN BİR DENKTAŞ’IM…KENDİMİZE GÜVEN VE İLERİYE DOĞRU YÜRÜMENİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ İYİ BİLİRİM”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, kendisinin bir “Denktaş” olduğunu, kendimize güvenin ve ileriye doğru yürümenin ne olduğunu iyi bildiğini söyledi.

Denktaş, sosyal medya hesabından yayınladığı videolu mesaj ile geçmiş dönemde Türk Mukavemet Teşkilatı saflarında yer alanlara  ve Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesinde katkı koyanlara seslendi.

Denktaş mesajına “Değerli Büyüklerim, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın saygın üyeleri, Babam Denktaş’ın silah arkadaşlarına seslenmek istiyorum” diyerek başladı.

Onların ortaya koyduğu mücadelenin bir varoluş mücadelesi olduğuna değinen Denktaş, sırasında son kurşunu kendilerine saklayarak “Vatan sağolsun” denilen günlerden geçildiğini ifade eden Denktaş, “Ama bize bir emanet hazırladınız. O da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” dedi.

Denktaş, mesajında şunları kaydetti:

“Bizler, şimdi sizlerin bıraktığı noktadan daha ileriye götürmek için bir başka mücadeleyi başlatıyoruz. Varoluş mücadelemiz, demokrasi mücadelemiz, bugünlere taşıdı bizi. Nereden nereye geldik. İsmail Amcalar, Yılmaz Amcalar, Erden Amcalar…Bütün bunların koruması altında bir çocukluk geçirdim. Kendi çocuklarımız artık devletin güvencesi altında. İyi yönetmeyebiliriz. İstediklerimizi hayata geçirememiş olabiliriz. Ama gelecek,  eski zamanlardan yeni zamanlara geçtiğimiz bu dönemlerde çok daha iyi olacak. Bundan eminiz. Hedefimiz, sizlerin bıraktığı emaneti sahiplenerek ileriye götürmektir. Ben Bir Denktaş’ım…İleriye doğru yürümenin ne anlama geldiğini , kendimize güvenin ne olduğunu, bu ülkenin halkının bir bütün olarak hareket ettiği gün nerelere varabileceğini, hedefsizliğin felaket, yeni bir hedefin mutlaka ulaşılacak bir hedef haline geldiğini hep birlikte göreceğiz. Allah sizlere ömür versin. Gençlerimize çok daha iyi bir yaşam sürdükleri bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nasip etsin. Hepinize saygılar sunuyorum. Ellerinizden öpüyorum. Sağlık sizlerle, oyunuz bizlerle olsun”

 

DENKTAŞ: “EN GENİŞ MUTABAKATI SAĞLAYARAK ADIMLAR ATACAĞIZ”

DENKTAŞ: “EN GENİŞ MUTABAKATI SAĞLAYARAK ADIMLAR ATACAĞIZ”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı olarak en geniş mutabakatı sağlayarak atılacakları adımların, bu adımların destek görmesini sağlayacağını ifade ederek bu anlayışla hareket edeceklerini belirtti.

Denktaş, seçim çalışmaları kapsamında Lefke Bölgesi muhtarları ile bir araya gelerek seçim sonrası kendileri ile kurulacak işbirliği ve diyalog sürecini anlattı.

Covid 19 önlemleri çerçevesinde eski seçimlerde olduğu gibi alışık yöntemlerle kampanyayı yürütmediklerini ifade eden Denktaş, ancak buna rağmen sosyal mesaf ve hijyen kurallarına uyarak zaman zaman vatandaşlara ulaşmaya çalışarak vizyonunu anlatma fırsatı bulduğunu kaydetti.

Denktaş, her bölgeden ve her partinin tabanından insanların desteğini aldıklarını bunun da seçildikten sonra neler yapılabileceği konusunda daha da hassas davranmak için uğraş verilmesi gerektiği noktasında kendilerini motive ettiğini ifade etti.

Göreve geldikten Cumhurbaşkanlığında danışmanlık müessesinin ortadan kalkacağını ve iç konularda “Özel Temsilci” modelini getireceklerini yineleyen Denktaş; spor, çevre, eğitim, yerel yönetimler v.b konularda görev yapacak özel temsilcilerin, Cumhurbaşkanı-Hükümet ve konuya ilişkin paydaşlarla köprü görevi görerek sorunlar çıkmadan önce tespitler yaparak rol kapma modeliyle değil sorunu çözerek görev yapacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı’nın tüm kesimlerle iyi ilişkiler kurması gereken bir makamda olduğunu ve ancak etkisinin bu iyi ilişkilerle mümkün olabileceğine değinen Denktaş, pandemi sürecinin başından itibaren önerileri içeren hazırladıkları raporların hiçbir şekilde kaale alınmadığını, bunun nedeninin de Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu kaydetti.

Her kesimle iyi ilişkiler kurabileceğini, 30 yıllık siyasi geçmişinde bunu çok defa kanıtladığını dile getiren Denktaş, “Kendi iç dağınıklığımızı toparladığımız ve yeniden kendi kendimize saygı duymayı başardığımız takdirde dıştan da saygı göreceğimiz konusunda benim en ufak bir kuşkum yok” dedi.

En geniş mutabakatı sağlayarak atılacak adımların, bu adımların destek görmesinin sağlayacağını kaydeden Denktaş, bu anlayışla hareket edeceklerini ifade etti.

KUDRET AKAY: “FEDERASYON GİBİ İKİ DEVLET MODELİ DE BİZİ 50 YIL DAHA MASAYA HAPSEDER”

KUDRET AKAY: “FEDERASYON GİBİ İKİ DEVLET MODELİ DE BİZİ 50 YIL DAHA MASAYA HAPSEDER”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ı temsilen BRT’deki Seçim 2020 programına katılan sosyolog araştırmacı Kudret Akay, “doğalgaz kaynakları sadece barışın inşasında kullanılabilir diye düşünmek çok fazla politik saflıktır. Evet böyle bir olasılık vardır ama aynı zamanda bunun patlamaya hazır bir dinamit olduğunu da görmek lazım. Petrol fiyatları yükseldikçe barışı icra edeceğiz düştükçe de yok edeceğiz demek doğru değildir” dedi.

Kudret Akay, federasyonu kabul etmeyen Rumlara iki devletli modeli götürmenin, Kıbrıs Türk halkını ‘50 yıl daha müzakere masasına hapsetmek’ anlamına geleceğini belirterek, “Merkezi zayıf, iki güçlü kurucu devlet yani desantralize federasyon istiyoruz” dedi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ı temsilen BRT’deki Seçim 2020 programına katılan sosyolog araştırmacı Kudret Akay, Serdar Denktaş’ın ortaya koyduğu “Yeni zamanlar” adlı manifestosunun, diğer adayların vizyonundan oldukça farklı olduğunu söyledi.

Kıbrıs sorununa değinen Akay, federal çözüm modeline ilişkin, “Kıbrıslı Rumlar ‘evet’ demezse hiçbir yere gidemeyiz. Federal çözümdeki parametreler bizi Kıbrıslı Rumların ‘evet’ demesine mecbur bırakıyor. Kıbrıslı Rumlar ‘hayır’ dediği zaman bunu aşabilecek mekanizmamız yoktur” dedi.

Federasyonu kabul etmeyen Rumlara iki devletli modeli götürmenin de yanlış olduğunu vurgulsayan Akay, “İki devletli model de bizi bir 50 yıl daha müzakere masasına hapseder” diye konuştu.

Farklı açılımların yapılmasının şart olduğunu ifade eden Akay, bu yüzden Serdar Denktaş’ın ‘yeni cumhuriyet’ kavramını ortaya koyduğunu söyledi. Akay, alt yönetim algısından kurtulmak gerektiğine işaret etti.

Federasyon derken, gerçekten istenilenin net bir biçimde ortaya konması gerektiğini dile getiren Akay, merkezi zayıf, iki güçlü kurucu devlet yani desantralize federasyon istediklerini belirtti.

Bu modelde merkeze bırakacak yetkilerin çok az olduğunu söyleyen Akay, “Çünkü devleti çatışma alanı olarak görüyoruz. Rumlarla ne kadar fazla çatışma alanı yaratılırsa çözüm o kadar teknik hale geliyor ve işin içinden çıkamıyorsunuz” diye konuştu.

Federal çözümün öngördüğü çözümle Rumların anladığı federal çözüm anlayışının çok farklı olduğunu ifade eden Akay, “Onların milleti helenlikle özleşmiştir. Bizim siyasi eşitliğe dayalı tezimiz Rumlar açısından tehlikeli. Federal çözümü neden kabul etmediklerini bilmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

“İKİLEM KARŞISINDAYIZ”

Benden önceki iki arkadaşı dinledikten sonra Serdar Denktaş’ın ortaya koyduğu “Yeni Zamanlar” isimli manifestomuzun ne kadar da farklı paradigmalar içerdiğini çok daha farklı görebiliyorum. Artık şöyle bir ikilem karşısındayız. Bir yanda var olan şekliyle federal çözüm duruyor. Burada da Kıbrıslı Rumlar evet demezse hiçbir noktaya gidemeyiz. Federal çözüm konusundaki parametreler bizi getirip Rumların evetine dayıyor. Oradaki sıkıntımız Rumlar hayır dediği zaman bunu aşabilecek mekanizmaların elimizde olmaması. Diğer taraftan böyle bir modele dahi evet demeyen Kıbrıslı Rumların karşısına iki devletli bir model getireceğim demek bizi bir başka 50 yıla daha mahkum etmektir.

“YENİ CUMHURİYET KAVRAMININ ALTINI DOLDURMAMIZ GEREKİYOR”

Yeni Cumhuriyet kavramının altını doldurmamız gerekiyor alt yönetim algısından kurtulmamız gerekiyor . Biz federasyon derken gerçekten ne tip federasyon istediğimize tanımlamamız gerekir.  Nasıl bir federasyon istediğimizi çok net ortaya koyuyoruz. Merkezi zayıf desantrilize federasyonu öneriyoruz.  Burada merkezin yetkileri çok azdır. Bu da daha az çatışmayı beraberinde getirir. İstediğimiz kadar BM parametreleri çerçevesinde çözümü zorlamaya çalışalım Anastasiadis yine yok diyecektir. Kıbrıslı Rumlar yok dedikleri zaman bunun karşılığında ne olması gerekiyor? Bu mekanizmaları geliştirmemiz gerekiyor. Ancak önce alt yönetim algısını kaldırmamız lazım.  Kendimizi uluslararası hukuka daha fazla uyumlaştırmadan, dünyaya yaklaştırmadan bunu başarmamız mümkün değil değildir.

“KIBRIS TARİHİ YENİDEN YORUMLANMALIDIR”

Kıbrıs tarihi yeniden yorumlanmalıdır. Bir yanda bir varoluş mücadelesi diğer bir yanda demokrasi mücadelesi vardır. Bunlar yıllarca politize olmuştu. Kıbrıs’ta bir taraftan bir varoluş mücadelesi paradigmasına sarılan sağ kesim,  diğer taraftan demokrasi mücadelesine sarılan bir sol kesim bulunmaktadır.  Bu ikisin birleştirici bir unsur hiçbir zaman ortaya çıkmamıştır. İlk kez bu yeni manifestoda biz bunu tarihi yeniden yorumlamayı ortaya çıkarıyoruz. Yani Kıbrıs Türk halkını eğer bir bütün olarak bir özne olarak görmek isterseniz evdeki kavgayı da dikkate almak zorundasınız, dışlamadan bunu yapmalısınız.

“DOĞALGAZ KAYNAKLARI SADECE BARIŞIN İNŞASINDA KULLANILABİLİR DİYE DÜŞÜNMEK ÇOK FAZLA POLİTİK SAFLIKTIR”

Tabii ki Kıbrıslı Rumlarla işbirliği yapalım.  1946-47 yıllarında Avrupa Birliğinin kuruluş aşamasındaki kömür- .elik işbirliği gibi değil. 21. yüzyılda Kıbrıs’ta buna örnek olarak göstermek hayal gücümüzü biraz çekiştirmektir.  Çok daha yakında doğalgaz ve petrol konusunda başka örnekler vardır. Irak, Kuveyt ve Suriye’yi enerji kaynakları ne hale getirdi ortadadır . Doğalgaz kaynakları sadece barışın inşasında kullanılabilir diye düşünmek çok fazla politik saflıktır. Evet böyle bir olasılık vardır ama aynı zamanda bunun patlamaya hazır bir dinamit olduğunu görmek lazım. Petrol fiyatları yükseldikçe barışı icra edeceğiz düştükçe de yok edeceğiz demek doğru değildir.

“TÜRKİYE’NİN SEÇİMLERE MÜDAHALE EDECEK HAKKI VARDIR ANLAMINA GELMİYOR.”

Türkiye’nin buraya yardım yapması buraya seçimlere müdahale edecek hakkı vardır anlamına gelmiyor. Türkiye’nin tabii ki çalışmak istediği aday vardır. Bizim Türkiye’ye ile ilişkilerimizin gerginleşmesi bir liderin bir makam sahibinin Türkiye ‘ye laf söylemesinden mi kaynaklanıyor?  Bunun cevabı hayırdır.  Devletler arasındaki ilişki güç ilişkisidir güçlü olan Türkiye zayıf olan biziz Türkiye’ye muhtaç olan biziz.  Türkiye bize o kadar muhtaç değildir.  Esas olan bir güç ilişkisi vardır. Burada güçlü olanın zayıf olana daha şefkatli daha hassas davranması gerekir.  Kökenlerimiz kültürel birlikteliğimiz vardır ama bu güzel ilişkiyi kültürel bellek dedi demokrasi ile süslemek zorundayız. Biz,  Türkiye söyledi biz yapacağız paradigması içerisinde demokrasinin çalışmayacağını inanıyoruz .

DENKTAŞ’TAN SANAYİ BÖLGELERİ’NE ZİYARET “VATANDAŞI YANLIŞ UYGULAMALARLA DEVLETİNE KÜSTÜRENLER BUGÜN HAMASET İLE OY İSTİYOR”

DENKTAŞ’TAN SANAYİ BÖLGELERİ’NE ZİYARET “VATANDAŞI YANLIŞ UYGULAMALARLA DEVLETİNE KÜSTÜRENLER BUGÜN HAMASET İLE OY İSTİYOR”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, vatandaşı yanlış uygulamalarla devletine küstürenlerin bugün hamaset ile toplamaya çalıştığını söyledi.

Denktaş, Lefkoşa ve Alayköy’de bulunan Sanayi Bölgelerini ziyaret ederek bu bölgelerde faaliyet gösteren işyeri sahipleri ve çalışanlar ile bir araya geldi, sıkıntıları dinledi.

Pandemi nedeniyle yeni normale geçiş sürecinde hükümette olanların bütün kesimlerle  düzgün bir iletişim kuramadığını ifade eden Denktaş, seçim kampanyası ve öncesinde gittiği bir çok bölgede kepenklerin kapalı olduğunu görmenin üzüntü verici olduğunu söyledi.

Hükümetin Anadolu halkının Kıbrıslı Türk kardeşleri ile paylaştığı can suyunu bile seçim propagandası yaptığını ifade eden Denktaş, “Kapalı Maraş” ı açtık yalanının da Başbakan Tatar tarafından Kıbrıs Türk halkına sunulmak istendiğini, fakat halkın gerçekleri gördüğünü, Maraş’ın Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak Uluslararası Hukuk içerisinde açılması ile sadece sahilinin apar topar açılmasının aynı şey olmadığını bildiğini söyledi.

Öğrencilerin ülkeye gelmesi ile ilgili planlamanın bir önce yapılması gerektiğine vurgu yapan Denktaş, karantina süreçleri ile ilgili yapılacak iyi bir organizasyon sonrası öğrencilerin ülkedeki varlığı ile ekonomide gözle görülen bir canlılığın yeniden yakalanabileceğini belirtti.

Karantina döneminde  tüm özel sektör çalışanlarını, esnaf ve zanaatkarları, küçük işletmeleri görmezden gelen, yüzüstü bırakıp açlığa mahkum edenlerin siyasi ihtiraslarının dışında başka öncelikleri olmadığını gösterdiğini ifade eden Denktaş, kapalı olunan dönemde devletin elindeki mali imkanları vatandaşlara  hane başına yardım yaparak kullanmak yerine, sorumsuzca tüketerek vatandaşı devlete daha da küstürenlerin, bugün hamasetle oy toplamaya çalıştığını kaydetti.

DENKTAŞ TELEVİZYON PROGRAMINDA VURGULADI… “HEM OYUNUZA HEM DE OY KULLANDIĞINIZ SANDIĞA SAHİP ÇIKIN” “RUMLAR’IN MARAŞ’TAN SABAH HABERİ VARDI”

DENKTAŞ TELEVİZYON PROGRAMINDA VURGULADI… “HEM OYUNUZA HEM DE OY KULLANDIĞINIZ SANDIĞA SAHİP ÇIKIN” “RUMLAR’IN MARAŞ’TAN SABAH HABERİ VARDI”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, Maraş’ın açılması girişimiyle ilgili Rum tarafının sabah haberdar olduğunu söyledi.

Denktaş, her vatandaş sandığa gitmesi, kullandığı oyuna ve oy kullandığı sandığa sahip çıkması gerektiğini kaydetti.

TV 2020’de Çiğdem Aydın’ın programına konuk olan bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş HP’nin hükümetten çekilmesi konusuna değindi. Denktaş “İlk defa böyle birşeyle karşılaşıyorum. Hükümet bozuldu, istifasını sunması lazım ortada Cumhurbaşkanı yok. Bir vekilin yeni hükümet için görevlendirilmesi gerekirken şu anda bir bilinmezlik içerisindeyiz” dedi.

 

“TATAR’IN HIRSI NEDENİYLE TEŞEKKÜR EDEMİYORUZ”

Dün gerçekleşen su töreni ve Maraş konusuna istinaden soruları da cevaplayan Denktaş “Aslında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’ye ülkenin her ferdi gibi suyun gelmesinden dolayı ben de teşekkür etmek isterdim ama Tatar’ın bu güzellikleri seçim malzemesi yapma hırsı nedeniyle onu da yapamıyoruz. Böyle ciddi bir duruma ne halk ne hiçbirimiz düşürülmemeliydik. Hükümetsiz bir dönemde ‘Maraş açıldı’ diyorlar. Maraş halen askeri bölge, Bakanlar Kurulu kararı yok, Cumhuriyet Meclisi’nin bilgisi yok gerçi giderken bu gelişmeden Tatar’ın da bilgisi yoktu. Eğer vardı diyorsa çok ayıp, ortağına haber vermeden böyle birşey yapması. Prompterden bir açıklama yaptı hızlı hızlı konuşacak diye nefes bile alamıyordu. Bir ara korktum birşey olacak diye” dedi.

 

“VERİLEN BUNCA MÜCADELE NE OLDU?”

Tatar’ın seçilme hırsıyla Türkiye’yi işin içine çektiğini düşündüğünü söyleyen Denktaş “Bunu dünyaya bu şekilde satmanın bir anlamı var mı? Aldığınız kararı açıklayın. Kendisine sordular ama ortada karar yok. ‘Ben seçileyim de varsın Türkiye ile ilişkiler mahvolsun, Türkiye’yi bu işin içine bu şekilde çekeyim’ yaklaşımı gerçekten yazık oldu. Verilen bunca mücadeleye ne oldu? İlk defa bir programda çıkıp ne diyeceğimi şaşırdım” dedi.

 

“ARKADAŞLARIM SEÇİMDEN ÇEKİLELİM DEDİ”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş “Dün arkadaşlar hep beraber seçimden çekilelim dediler. Durun bir dakika dedim. Değer miydi tüm bu yaşananlara değer miydi bu kadar rezil olmaya değer miydi bu kadar Türkiye’nin buradaki seçimlere müdahil olduğunu dünyaya ilan etmeye. Değer mi şu anda bir sahil açacağız diye olduğu gibi karşımıza almaya bana sorarsanız hayır değmez. Teşekkür borçlu olduğumuz yere teşekkür edemiyoruz. Bugün çarşamba, yarın için halk oraya gelsin diye çağrılar yapıldı. Gönül gitmek ister akıl der ki otur oturduğun yerde.  Dün itibariyle yaşananlar var; memlekette kartvizit dağıtıldı. Seçimden sonra işe alacağız diye vaatler verildi, Seni seçimden sonra bize destek vermezsem oğlun kızın iş kaybeder diye tehditler edildi. Şimdi bunu yapacak hükümet de yok ortada. Müthiş bir bilinmezlik, öyle bir şeyler yaşıyoruz ki bir sabah kalktığımızda ortada devleti yok görürsek şaşırmayacağım. Onun için bütün halkımıza sesleniyorum;bu topraklar bizim vatanımız madem bu vatan toprakları üzerinde bir devletimiz var iradenize sahip çıkın. Hepsinden önemlisi bu yaşananlardan sonra herkes birer gözlemci olarak kendini kabul etsin sandıklara sahip çıksın. Bu belli ki başka yere doğru gidiyor. Herkes o sandıklardan ilçe seçim kuruluna kadar dört sandıklara dört elle sarılsın. Cünkü bu yaşadıklarımız yaşanacak şeyler değildi bunları yaşadığımıza göre başka şeyler de görebiliriz. Her vatandaş sandığa gitmeli ve oyuna sahip çıkmalıdır. Devlet matbaasının başına polis değil  Savcılık Yüksek Kurulu 24 saat orada kalacak savcıları görevlendirmesi lazım. Sandıklarda gözlemciler açısından sıkıntılar var. Orada her türlü oyunun oynanma riski var. Bu ülkenin her vatandaşı sadece oyuna değil sandığına sahip çıkmalıdır. O kadar önemli bir noktaya geldi. Fazladan önceden pusula basıp insanlara dağıtmaktan tutun sandık kaybetmekten tutun her şey beklenebilir. Bu hırs çünkü durmayacak belli ki tamam değil. neresinden bakarsak bakalım tamam değil onun için diyorum her vatandaş oy kullandığı sandığa sahip çıksın, her vatandaş kendini birer gözlemci olarak görsün” dedi.

 

“YSK BAŞBAKAN VE BAKAN’A CEZA VERECEK Mİ?”

Dün yapılan su töreniyle ilgili de açıklamalarda bulunan Denktaş “YSK’nın dün açıklaması var tören yapılamaz diye ama dün yapıldı. Başbakan ya da bakan olmak önemli değil. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığına aday olan birisi Türkiye’de tören yaptı bu yasağa girer mi girmez mi hiçbiri belli değil Yüksek Seçim Kurulu ne yapacak belli değil. Vatandaşa hapis cezası var Bakana, Başbakan’a aynı ceza var mı göreceğiz” dedi.

 

 

“İKİNCİ TURA KALACAĞIMA İNANIYORUM”

İkinci tura kalacağına inandığını söyleyen bağımsız aday Serdar Denktaş “4 gün sonra seçim var dört gün sonra ikinci tura kalacak adaylardan biri olarak görüyorum kendimi. Yaptığımız bütün yoklamalarda bunu gösteriyor. ikinci turda da kazanacağıma inanıyorum onun için yeniden bakanlık vesaire gündemde değil ama cumhurbaşkanı olarak kurulacak hükümetlere yol gösterecek miyim maliyenin yapabilecekleri açısıdan yardımcı olabilecek miyim; elbette yapacağım görevim olacak muhalefetdeyken bile yapmaya çalıştım dinleyen olmadı, Cumhurbaşkanı olarak dinlenir herhalde” dedi.

 

“DÖRTLÜ HÜKÜMET OLSAYDI PANDEMİDE SIKINTI OLMAZDI”

Dörtlü hükümetin pandemi döneminde görevde olması halinde herşeyin daha farklı olacağını belirten Denktaş “Pandemi döneminde 4’lü hükümet olmuş olsaydı zorda kalan her insanın devleti hissettiği bir dönem yaşanacaktı. Olmadı. Kendi kafalarına göre gittiler şimdi hiç olmayacak bir zamanda bir hükümet boşluğu, Hakkımızda hayırlı olsun. Ülkemizde ilk kez hükümetsiz bir seçim yaşanacak. Normal koşullarda koalisyon ortağı ben çekilmiyorum dese başbakan götürür istifasını Cumhurbaşkanı sunar. Cumhurbaşkanımız yenisi atanıncaya kadar hükümet devam eder ama Bakanlar Kurulu devam eder. Olmazsa sadece başbakan kendi görev alanını devam ettirir Bu esnada masasını toplar gitmeye hazır olur bir başkası gidince ona devreder” dedi.

 

“MART AYINA KADAR GEÇİŞ HÜKÜMETİ OLMALI”

Bir geçiş hükümeti olması gerektiğini belirten Denktaş “Mantık der ki istifa etti, önemli kararların altına imza atamazlar atarlarsa suç olur. Cumhurbaşkanlığı seçimi biter seçilen kişi resmen açıklanır yeminini yapar geçer oturur, istifayı meclise gönderir. 10 günlük süre içerisinde görüşmelerin bitirir, seçim yorgunluğundan yeni çıkmış vekillerle görüşme yaparak parti başkanlarından birini görevlendirir hükümet kurulur matematiğe baktığınıza çok zor bir hükümet kurma dönemidir 45 gün içerisinde seçime gidilir. Yine bütçesiz seçime giriyoruz demektir Al başına yeni bir dert. Muhtemelen geçiş hükümeti olması gerekecek. Tüm partilerden oluşan Mart ayına kadar bir geçiş hükümetinin bu işi götürmesi gerekecek diye düşünüyorum” dedi.

 

“İKİSİNDEN BİRİ YALAN SÖYLÜYOR”

Dünkü gelişmelerle ilgili olarak iki kişiden birinin yalan söylediğini belirten Serdar Denktaş “Sayın Özersay diyor ki ‘benim haberim yok ve bu nedenle istifa ediyorum’ Belki seçim hamlesidir ama haberim yok diyor. Sayın Tatar da diyor ki “Hayır var” Hakikaten merak ediyorum gelsinler  sende moderatör ol davet et soralım, konuşalım ne yaptıklarını yüzlerine karşı da söyleyebilirim. Bu halka bu devlete ne yaptıklarını yüzlerine söylemek isterim. Yazık ediyorlar. Verilen bir mücadele var bu devletin oluşumunda bu devlet kurulduğu andan itibaren verilen müthiş bir demokrasi mücadelesi var” dedi.

 

“RUMLAR’IN SABAHTAN HABERİ VARDI”

Maraş’ın açılacağından Rum tarafındaki basının haberinin olduğunu ve sabah gazetecilerden birini Tatar’ın Ankara’ya gidiş haberi basına düşmeden Rum tarafından bir meslektaşının arayıp bilgi almaya çalıştığını söyleyen Denktaş “Rum tarafından bir gazeteci arıyor ve diyor ki ‘Anastasiadis, tüm gazete Genel Yayın Yönetmenleri’ni görevlendirdi Maraş açılış oluyormuş bugün. Nedir olan oralarda’ .Bilgi almaya çalıştığı gazeteci arkadaş bana sordu dedim bilgimiz yok, ama her an her şeyin olabileceği bir dönemden geçiyoruz. Şimdi sabah Rum basını Rum liderliğini haberleri haberi var, bizim yok, Başbakan’ın yok, Başbakan Yardımcısı’nın yok, Cumhuriyet Meclisi’nin yok. Öğlene doğru bu haberler gelir bir takım partili dozerler kamyonlar göreve çağrıldı. Maraş’ta temizlik için. Gidin öğrenin dedim. Bu esnada Tatar’ın Ankara’ya gideceği çıktı ortaya. Öyle bir açılış olmaz dedim. Temizlik hareketiyle bir şeyler gösterilmeye çalışılıyor herhalde sonra törende biz açtık Maraş’ı gibi kamuoyuna açıklandı. Tamamen yanlış bir kere bir kere, öyle bir gerçek yok ortada. Maraş sahiline giden yol temizlendi asfaltlanıyor. Zaten açık olan Maraş sahili biraz daha uzatılıyor ve bunun için deniz mevsiminin sona erdiği bir dönem mesaj vermek için Güney’i harekete geçiriyoruz. Birleşmiş Milletler’in ne karar alacağını merak ediyoruz” dedi.

 

“BEN DEVLETİME, TOPRAKLARIMA SAHİP ÇIKIYORUM, TÜRKİYE’YE DE AŞIĞIM”

“Bu devlete bu vatana inananlar Tatar’a oy vermeil” söylemlerine de değinen Serdar Denktaş “Mutlaka başka bir şey var, hiçbirimiz bilmiyoruz. Ben vermiyorum ama topraklar benim, devlete inanıyorum. Ben vermiyorum ama Türkiye’ye aşığım şu anda Kıbrıs için verdiği varoluş mücadelesi demokrasi mücadelesine saygı duyuyorum. Yoksa onlara bütün verilen şehitlerimize sıkıntılara çadırlarda yaşamımıza yıllarca İngilizce boyun eğmemiz sıfırla çarpıp evet biz ne söylenirse biz onu yaparız başka bir şey de yapamayız alacağımız şeyler var düşüncesinde olan birileri olduğumuzu mı göstereceğiz? Hayır. Atalarımızın verdiği mücadeleye yıllarca sahip çıkacağız. Güney’e ve dünyaya artık bizim var olduğumuzu göstermemizin zamanı mıdır? Bu seçim artık o kadar önemlidir bütün dünyaya bunu gösterebileceğini ve anlatabileceğim bilerek bu adaylar çekilsin demesine ragmen, ben ‘hayır buradayız, bu seçime devam edeceğiz kazanacağız ve dünyaya var olduğumuzu gösteririz’ diyorum. Biz burada varız, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak olarak bu devlete irademize sahip çıkacağız herkese gösteririz” dedi.

DENKTAŞ: “BEN BU ÜLKENİN SADECE SAĞINI BİRLEŞTİRMEK İÇİN DEĞİL BÜTÜNÜNÜ BİRLEŞTİRMEK İÇİN ADAY OLDUM”

DENKTAŞ: “BEN BU ÜLKENİN SADECE SAĞINI BİRLEŞTİRMEK İÇİN DEĞİL BÜTÜNÜNÜ BİRLEŞTİRMEK İÇİN ADAY OLDUM”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, seçim yarışına sonradan girdiği için “Sağ oyları bölüyor” yorumlarına karşın : “Ben bu ülkenin sadece ağını birleştirmek için değil bütününü ve bütün insanlarını birleştirmek için aday oldum” dedi.

Denktaş, Alsancak’ta vatandaşlar ile bir araya geldi ve seçim vizyonunu anlattı.

Burada bir konuşma yapan Denktaş, dün yaşanan gelişmeleri değerlendirerek

Kapalı Maraş’ın BM Güvenlik Konseyi kararları’na uygun olarak ve uluslararası hukuk içerisinde  açılması ile Maraş’ın sahilinin bir kısmını apar topar açılmasının aynı anlam taşımadığına işaret ederek, sırf seçim öncesi  takdir topladığını sanarak böyle bir yalana sarılmanın uygun görüldüğünü belirtti.

Ülkedeki bir Bakanın “Bu toprakları vatan belleyen herkesin filanca kişiye oy vermeli” söyleminde bulunduğunu anımsatarak “Oy vermeyecek olanlar bu toprakları vatan bellemiyor mu?” diye sordu.

Böylesine bir ayrımı yapmaya kimsenin hakkı olmadığını kaydeden Denktaş, devletin en üst makamlarında hata üstüne hatalar yapıldığına değinen Denktaş, bu hataların halkı bir birine düşürdüğünü ve halkın geleceğini tehlikeye düşürdüğünü söyledi.

Buna son vermenin gününün 11 Ekim olduğunu ifade eden Denktaş: “İradenin bizim olduğunu göstermek için sandığa gitmemiz gerekiyor” dedi.

“DEĞİŞMEZ VE YAPILAMAZ DENİLEN BİR ÇOK ŞEYİ BAŞARDIM”

Denktaş’ın 30 yıl önce siyaseti hiç düşünmediği bir dönemde kendisini siyasetin içinde bulduğunu belirten değişmez, imkansız ve yapılamaz denilen bir çok şeyi başardığını kaydetti.

Geçmiş dönemde yasaklı partiler varken bu yasağı kaldırarak çoğulcu demokrasinin gelmesine katkı sağladığını, sadece Devlet Televizyonlarının olduğu ülkede özel yayıncılığın başlamasını sağladığını, cep telefonlarının ülkeye getirilmesine katkı koyduğunu anımsatan Denktaş, Maliye Bakanlığı döneminde zor ve kısıtlı imkanlara rağmen ilk kez denk bütçe yaratıldığını söyledi.

Yine hükümetlerde görev yaptığı dönemlerde Emekli maaşlarından yapılan kesintiyi aradan 7 yıl geçtikten sonra geri ödenmesinin sağladığını, göç yasası kapsamında aradaki maaş farkından mağdur olanlara fazladan artış verdiklerini de kaydeden Denktaş, öğretmenler arasında yapılan ayrımı da ortadan kaldırarak tümüne hazırlık ödeneği verilmesini sağladığını ifade etti.

Denktaş, ayrıca “Hadi yapın da görelim” denilen Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki geçiş kapılarının açılışını 3 yıl boyunca sürdürdüğü diplomasi çalışmasıyla başardığını vurguladı.

Denktaş: “ Bütün bunları yaparken neye güvendim? Yeniliğe açık olmama, doğduğumdan  beri takip ettiği, izleyip, gözleyerek sorguladığım Denktaş’ın bana öğrettiklerine, siyasi hayatı boyunca yaptığım yanlışları tecrübeye dönüşmeme…Bütün bunlar yine Cumhurbaşkanlığı makamında yine halkımızın hizmetinde olacaktır.” dedi.

“SERDAR BİR YERE ADAY OLURSA KAZANIR”

Birilerinin son zamanlarda “Serdar filanca adayı kazandırsın diye aday oldu” söyleminde bulunduğuna işaret eden Denktaş: “Serdar bir yere aday olursa kazanmak için aday olur. Serdar 30 yıllık siyasi geçmişinde aday olduğu hiçbir seçimde bireysel olarak kaybetmedi. Yine kaybetmeyeceğim. Yine kazanacağız, beraber kazanacağız” dedi.

“ÜLKENİN BÜTÜNÜNE SAHİP ÇIKMAK İÇİN…”

Sonradan aday olduğu için “Sağ oyları bölüyor” gibi söylemlerde bulunanlar olduğuna değinen Denktaş, kendisinin bu ülkenin sadece sağ kesimine sahip çıkmak için değil bütününe ve bütün insanına sahip çıkmak için aday olduğunu vurguladı.

Bütün siyasi yaşamı boyunca kimseye ayrım yapmadığını dile getiren Denktaş, haklı ise herkese hakkını vermeye çalıştığını kaydetti.

“TAKLİDİNE GEREK YOK ORJİNALİ BURADA…”

Kendisinin seçim yarışına “Serdar” ismiyle çıktığını, bundaki düşüncesinin de bu yarışta kendisine saldıranların soyadına saldırmasını engellemek olduğunu, çünkü Denktaş’ın sadece Kıbrıs Türkü için değil Türlük dünyası için bir sembol olduğuna değinen Denktaş, seçimdeki rakiplerinin Denktaş’ı her gün taklit ederek seçim propagandasında kullanmaya çalıştığını gözlemlediğine vurgu yaptı.

Denktaş: “Taklidine ve kopyasına ne gerek var. Orjinali burada” dedi.