Yıl: 2020

DENKTAŞ: “2.TUR BENİM İÇİN SÜRPRİZ DEĞİL, ANCAK DİĞERLERİ İÇİN SÜRPRİZ OLACAK”

DENKTAŞ: “2.TUR BENİM İÇİN SÜRPRİZ DEĞİL, ANCAK DİĞERLERİ İÇİN SÜRPRİZ OLACAK”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş “2. tura kalmam benim için sürpriz olmayacak ama diğerleri için sürpriz olacak” dedi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, pandemi dönemine kadar aday olmayı düşünmediğini ancak koronavirüs sürecinde yaşananların ardından, sorumluluk bilinciyle hareket ederek aday olmaya karar verdiğini belirtti.

“Pandemi sebebiyle değişik bir seçim oluyor, eskisi kadar coşkulu geçirmiyoruz” diyen Denktaş, tüm adayları kırıcı olmamaya davet etti.

TV 2020’de yayınlanan Seçim 360 programında gençlerin sorularını yanıtlayan Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, 2020 yılı Ocak ayında ‘Aday olmayacağım’ şeklinde yaptığı açıklamasının sorulması üzerine, pandemi sürecinin ardından kararını değiştirdiğini aktardı.

Her vatandaş gibi Cumhurbaşkanı adaylarına baktığını ve hangisine oy vereceğini düşünürken, “bilgi, birikim ve tecrübeni ortaya koymalısın” gibi dostlarından da aldığı telkinlerle aday olduğunu anlatan Denktaş, Kıbrıs sorununa hakimiyete ve 30 yıllık tecrübeye sahip olduğunu anımsatarak şunları söyledi:

“Pandemi sonrasına kadar aday olmayı düşünmedim. 5 yıl sonrasına bırakmıştım. Dinlenme ihtiyacı hissettim. Ancak pandemi döneminde sorumluluk bilinciyle hareket ederek kararsızlıklar karşısında hükümete önerilerde bulundum. Hiç kimse umursamadı. Sonra sosyal medyadan öneriler yapmaya başladım. Yine umursanmadı. Her vatandaş gibi ben de adaylar ortaya çıkınca dönüp baktım, hangisine oy vereceğimi düşündüm. Ancak bir yere varamayacağımı gördüm. Değerli arkadaşlarım, ‘Tecrübe ve birikimini ortaya koymalısın’ demişlerdi. 30 senelik bir tecrübem var. Koronavirüs pandemi süreci aday olmam gerektiğini gösterdi. İyi ki de aday olmuşum.”

“SEÇİMLERDE COŞKU YOK”

“Pandemi sebebiyle değişik bir seçim oluyor, eskisi kadar coşkulu geçirmiyoruz. Seçim biter sonra yüz yüze bakacağız, kimseyi kıracak bir şey söylemeyelim. Eleştiri olacak, olmalı ama kıracak şekilde değil düzgün şekilde bu seçimden çıkalım. Seçimle ilgili genel değerlendirmem budur.”

“SEÇİMLERİN PROPAGANDA ŞEKLİ DEĞİŞTİ”

“30 senedir siyasetteyim, siyasette eskidim. 1994’e kadar gelen dönemde, her tarafı afişlerle doldururduk, mahalle kavgalarıyla karşı karşıya gelirdik, artık böyle şeyler yaşamıyoruz. Seçim süreci 1994 yılından sonra değişti. O dönem Yüksek Seçim Kurulu’ndan rica ettik belirli yerlere sadece afiş asalım diye ve bütün partiler buna onay verdi. 1996’dan sonra da internet ve telefonla birlikte başka safaya taşındık fakat sokakta coşku devam etmeliydi. Şimdi ise Pandemi süreciyle bu da bitti.”

“30 YAŞIMDA SİYASETE GİRDİM”

“18-30 yaş arası grup siyasetten uzak durma noktasına geldi. 1990’da 30 yaşında ilk kez siyasette girdim. Babamın da tecrübesiyle, yeni deneyimlere açık olmam sebebiyle yeni bir süreç yaşadım.

Köylere gittiğimizde telefonların çalışmamasıyla ilgili şikayet aldım. 1996 yılında ülkeye cep telefonu geldi. Daha sonra internet hiçbir yasal kaynağı olmadan adaya geldi. Televizyonlarda tek seslilik dönemiydi. Ben özel radyo ve tvler açılmalı deyince devletteki herkes karşımda durdu. O dönemde yeni ve cesur bir kararla atılmış bir adımdı. Yeniliği yapabilmek için icraat olması gerekir.”

“HER PARTİDE GENÇLERE YER VAR”

“Her partide gençlere yer var. Kendine güvenen ve çevresi olan bir genç sistemin içine girebilir. Ama bireysel ilişkiler önemlidir, sadece fikrin iyi olması yetmez ikisi birlikte olmalıdır. Yaptığım videoda demeye çalıştığım tam da budur. Şimdiki cumhurbaşkanlığında danışmanlar var. Bunların yerine, danışmanlık kadrosunun yerine, özel temsilciler yapalım yani gençlik temsilcisi, ekonomi temsilcisi gibi alanlar olsun, halkla ilişkiler için önemli olacağını düşünüyorum. Bunlar sürekli halkla iç içe olacak, sorunları görüp bunu cumhurbaşkanına sunarak sorunun çözüme kavuşmasına yardımcı olabilirler. Böylece birçok eylem, sorun öngörülür ve engellenir.”

“CUMHURBAŞKANI DA YENİ FİKİRLERE AÇIKSA SORUNLAR KONUŞARAK ATLATILABİLİR”

“Cumhurbaşkanı da yeni fikirlere açıksa sorunları konuşarak atlatılabilir. Öyle biri olduğumu düşünüyorum. Genç ve yenilikçi olmam, hoşgörülü olmam, saygılı olmam ki bu özelliklerin hepimizin içinde olması önemlidir. Kendime bu alanda güveniyorum.”

“2. TURA KALMAM BENİM İÇİN SÜRPRİZ OLMAYACAK AMA DİĞERLERİ İÇİN SÜRPRİZ OLACAK”

“Her vatandaş gibi ben de adaylara baktım ve çevredeki kişilerin de ‘bu senin görevin’ demesiyle karar verdim ve aday oldum. 2. tura kalmam benim için sürpriz olmayacak ama diğerleri için sürpriz olacak. Ve görüyorum ki ben ikinci turu göreceğim, ben yükselirken diğer adaylarda düşüş var. Seçim iki tur olacak kesindir. İkinci turda her kesimden oy alacağım.”

“ÖNCE KENDİ İÇİMİZDEKİ DAĞINIKLIĞI TOPLAMAMIZ LAZIM”

“Bizim yapmamız gereken Türkiye ile yeni bir hedef noktasında uzlaşmaktır. Önce kendi içimizdeki dağınıklığı toplamamız lazım. İki kesimli toplum dediğimizde biz siyasal eşitlik istiyoruz ve Rumlar onu kabul etmiyor. Coğrafya Kıbrıslı Rumlara göre Kıbrıs adasının bütünüdür. Savunduğumuz tez, adanın bir kısmının Türklere verilmesinin gerektiğini söylüyor, bu sebeple coğrafya ölçüleri de sınırlandırılacak. Bu işlerine gelmez. Uzlaşmadan devam etmek, gün gelince yeni bir çatışmaya yol açacak onun için ucu açık değil ama ufku açık bir görüşmeyle bir ray değişikliğine gidilmeli. Her iki tarafa yarayacak adımlar atmalı ve uluslararası hukuki yollarla bir takım çalışmalar yapmalıyız. Ambargoları İnsan Hakları Mahkemesi’ne giderek hukuki yollarla arayalım. Karşılıklı bir ilişkimiz var, bu nedenle konuşarak normalleşme sürecini hızlandıralım.”

“KAPILARIN AÇILMASI İÇİN ÜÇ SENE UĞRAŞTIM”

“Kapıların açılması için üç sene uğraştım. Bu olayla ilgili benim duygusal bir bağım var fakat şimdiki gençler olaya daha farklı bakıyor. Her gelen Cumhurbaşkanı federasyon görüşmeleri yapıyor ve çözüm olacağını söylüyor. Çözüm olması için bizim tek taraflı talebimiz geçerli değil. BM ve Rum da kabul etmelidir. Parametreler içinde kalmak şartıyla yeni bir ray olmalı ve yeni fikirler görüşmeliyiz. Eğer bunu kabul etmeyip bizi eskiye çekmeye çalışıyorlarsa da bunu kabul etmediğimizi anlatmamız lazım. Bunun için de Türkiye ile ilişkilerimiz iyi olmalıdır.”

“ÖNÜMÜZDEKİ ALTI AY MÜZAKERE OLMAZ”

“Yakın zamanda en az bir görüşmenin, müzakerenin başlayacağını öngörmüyorum. Önce kendi aramızda fikir birliği yapmalıyız. Önce kendi içimizde bir hedef belirleyip bunu başarıp Türkiye’ye sunmalıyız. Bu anlamda noktaları yakalamak çok önemli ve ben farklı farklı noktaları bağlayabilirim. Türkiye’ye de, Rum’a da, BM’ye de, Yunanistan’a da yeni fikirler sunabilirim.”

“BEN ALIŞKANLIKLARIMI HEP DEVAM ETTİRDİM”

“Sadece siyasetle uğraşmak ve siyaset dışı hayatı unutmak sizi robotlaştırır, bu nedenle ben alışkanlıklarımı hep devam ettirdim. O noktaya geçince insan olduğumu hatırlıyorum ve siyasete de insansal davranıyorum. Kampanya sürecinde rol yapmadım. Sevdiğim işleri yaptım. Daha doğal ve kabul edilir sonuçlar çıktı.”

“SANDIK GÖREVLİLERİNE TEST YAPILACAK”

“Mutlaka sandık görevlilerine test yapılacak. Ancak kalabalık olacağı için odalara o sebeple girmek istemeyenler olacak. Sivil Savunmanın gücü olduğu için sunduğum önerilerim var, bunlardan biri;oy kullanımı için ‘açık havada çadır kurulmasıydı. Diğer önerim de saat belirleyerek yaş gruplarına göre oy kullanma saati olmasıydı. Yaşlılar daha erken kullansın ve kalabalığın içine girmesin ama her şekilde dışarıda oy kullanma yeri olmalı. Kuşkulu insanlar var, katılımı arttırmak için güvenli ortamı sağlamak lazım. Oy kaygısıyla karantina kalkarsa vaka sayısı patlar ve seçim iptal edilebilir.”

Denktaş programın sonuna doğru şunları söyledi:

“Covid-19’a hazırlıksız yakalandık. Cumhurbaşkanı önce olağanüstü durum çağrısı yaptı ki ben de katılıyorum o çağrıya. Daha sonra 10 Mart’ta okullar kapandı ve kapanma süreci başladı. Bu olayın patladığı süreçte hükümet şansızlık yaşadı, ama keşke o dönem hükümette olsaydık. Bu virüs dünyada patlak verdiğinde hazırlık yapılmalı ve önemler alınmalıydı. Ben Aralık ayına kadar açılmamayı önerdim, daha sonraki açılma da iç piyasayı yönetecek şekilde olacaktı.”

“DEVLETİN BÜTÇESİ KAPANMAK İÇİN YETERLİYDİ”

“Sıkıntılı bir dönem geçirdik, sıfır vakayla aralık sonuna kadar devam edebilirdik ama bu fırsat kaçırıldı. Mart ayı başında seçimleri bir dahaki sene Nisan’a atın ve pandemi için alınması gereken kararları alın dememe rağmen maalesef dinlenmedi. Güven verilmediği müddetçe de öğrenci gelmez. Otel karantinası ortaya koydukça, insanlar nasıl bir şeyle karşılaşacağını bilmediğinden korkuyor. Denetimleri arttırarak ev karantinası verilebilir. Ev karantinasına geçilmelidir. Otellerde çalışanlar işsiz, dükkanların çoğu kapandı. İnsanlar işsiz, sadece kamu maliyesi ve çalışanı düşünülerek bir yere varılmaz. Özel sektör çalışanı ve gelirini kaybedenleri düşünmeden, kamuda çalışanların maaşının yatırılacağını söylemek yanlıştır. Maliye bu işin altından ancak doğru hareketle kalkabilirdi. Bunun için de yeterli kaynaklara sahipti. Cumhurbaşkanının örtülü ödeneği, yurtdışı temasları arttırmak ve hukuksal alan için olan bir ödenektir. Bu rakam devlet ile ilgili olan yerlere ödenir. Bu kalem hukuksal anlamda olacak ve oralar için kullanılacaktır. Bilişim teknolojisinin çok ileri noktala ulaşabileceği bir ülkede yaşıyoruz. Çağdaş teknolojiyi kullanmak için kuluçka merkezleri vardır. Bu merkezleri kullanarak teknolojiden iyi anlamda yararlanılabilir. Teknolojinin iyi kullanılması için büyük adımlarım olacak. Her anlamda girişimci olacağım.”

DENKTAŞ’TAN BELEDİYE EMEKÇİLERİ SENDİKASI’NA ZİYARET… DENKTAŞ: “CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAKİ ÖZEL TEMSİLCİLERDEN BİRİ YEREL YÖNETİMLERDEN SORUMLU OLACAK” YALINKAYA: “YENİ ERENKÖY BELEDİYESİNDEKİ KRİZİN AŞILMASINDA DENKTAŞ’IN ROLÜ BÜYÜK”

DENKTAŞ’TAN BELEDİYE EMEKÇİLERİ SENDİKASI’NA ZİYARET… DENKTAŞ: “CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAKİ ÖZEL TEMSİLCİLERDEN BİRİ YEREL YÖNETİMLERDEN SORUMLU OLACAK” YALINKAYA: “YENİ ERENKÖY BELEDİYESİNDEKİ KRİZİN AŞILMASINDA DENKTAŞ’IN ROLÜ BÜYÜK”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı makamında oluşturacakları Özel Temsilcilerden birinin de yerel yönetimlerden sorumlu olacağını söyledi.

Denktaş, Belediye Emekçileri Sendikası’nı (BES) ziyaret etti ve seçim vizyonunu anlattı.

Burada yaptığı konuşmada geçmiş süreçte tüm zorluklara ve kesintilere rağmen halkın yanında olan tüm belediye emekçilerine teşekkür eden Denktaş, verilen mücadelenin çok anlamlı olduğunu kaydetti.

Denktaş, BES üyeleri ile bir çok kez bir araya geldiklerini, kimi zaman atışarak, kimi zaman batmış bir belediyeyi ayağa kaldırmak için birlikte uğraş vererek ortak uzlaşılarla bir yere geldiklerini söyledi ve bu durumun gelecek dönemde de aynı şekilde devam edeceğini ifade etti.

Daha önce bir çok kez dile getirdiği gibi Cumhurbaşkanlığında danışmanlık yerine özel temsilci atamalarının yapılacağını, bu temsilcilerden birinin de yerel yönetimlerden sorumlu olacağını kaydeden Denktaş, yaşanan sıkıntılar ile ilgili birebir temaslar kurup ortak paydalar oluşturmaya çalışacaklarını belirtti.

Özel Temsilcilerin mümkünse sorun ortaya çıkmadan tespitler yapıp sorunun başlangıç aşamasında çalışmalar yapacağına değinen Denktaş, bunun rol kapma ile değil istişare ile hükümetler nezdinde girişimler yaparak çözüleceğini söyledi.

“OLMAYACAK VAADLERİN PEŞİNDE OLMAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanının yetkisi ve sorumluluğu olmamasına karşın özellikle sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket ettiğinde etkisinin yüksek olacağını vurgulayan Denktaş, bunu sağlamaya çalışacaklarını dile getirdi.

Denktaş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Önümüzdeki dönem, olmayacak vaatlerin peşinde koşarak değil, yapılabilecek olanları anlatarak adaylığımı anlatmaya çalışıyorum. Gelecek dönemde de inşallah ortaya koyduklarımızın gerçekleştiğini göreceksiniz”

Seçimin partiler seçimi olmadığına vurgu yapan Denktaş, adayın geçmişi, bilgisi, dış siyasette neleri yapabileceği ile ilgili karar verilmesi gerektiğini söyledi.

YALINKAYA

BES Başkanı Mustafa Yalınkaya da seçim sürecinde Belediye emekçilerini ziyaret eden ilk aday olduğu için Denktaş’a teşekkür etti.

Cumhurbaşkanlığı makamını, Kıbrıs Türkünün sözcüsü olarak gördüklerini söyleyen Yalınkaya, bu makama talip olan Denktaş’a seçim yarışında başarılar diledi.

Denktaş’ı Maliye Bakanı olduğu dönemde belediyeler ile ilgili yaşanan krizlerde kapısını çaldıkları ve çözüm ürettikleri bir kişi olarak bildiklerini kaydeden Yalınkaya, geçmiş dönemde Yenierenköy Belediyesi’nde yaşanan krizin aşılmasında Denktaş’ın büyük bir rolü olduğunu ifade etti.

Önümüzdeki dönemde bu ülkede bir çözüm olmasını arzu ettiklerini ifade eden Yalınkaya, çocuklarımızın da bu sorunu yaşayarak büyümesini istemediklerini dile getirdi.

Denktaş’ın bu konuda hiçbir şekilde geri duracağını düşünmediğini belirten Yalınkaya, Annan Planı döneminde ortaya koyduğu katkıların çok önemli olduğunu ve Kıbrıs Türk halkı için uğraş verdiğini söyledi.

DENKTAŞ: “RUM LİDER, KIBRISLI TÜRKLERİ GÖRMEZDEN GELME ANLAYIŞINI SÜRDÜRÜYOR”

DENKTAŞ: “RUM LİDER, KIBRISLI TÜRKLERİ GÖRMEZDEN GELME ANLAYIŞINI SÜRDÜRÜYOR”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiades’in Kıbrıslı Türkleri görmezden gelen anlayışını sürdürdüğünü söyledi.

Denktaş, Rum Lider Anastasiadis’in BM Genel Kurulu’nda yaptığı ‘Türkiye ile diyalog’ çağrısına istinaden yazılı açıklamada bulundu.

Denktaş, açıklmasında şunları kaydetti:

“Rum Lider Nikos Anastasiadis’in dün BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Kıbrıslı Türkleri görmezden gelen bir anlayışla direk Türkiye ile ikili diyalog kurma çağrısını esefle kınıyorum.

Sayın Anastasiadis’in, sadece Kıbrıs müzakerelerinde değil, hemen her platformda Kıbrıslı Türkleri görmezden gelme, by-pass etme anlayışı içinde olduğunun yeni bir göstergesi olan bu çağrı, ada üzerinde eşit siyasi haklara sahip olan bizlere yapılan ve sistematik bir şekilde devam ettirilen yeni bir hakarettir.

Adada iki toplum  arasında bulunan sorunların muhatapları yine iki toplumdur. 1960 devletini kuran iki taraftan birisi olan Kıbrıslı Türklerin, ada üzerindeki hakları tartışmaya açık bir durum değildir.

Bu bağlamda Sayın Anastasiadis’in yaptığı bu sözde çağrı, her ne kadar siyasi görüş olarak her zaman diyalogdan yana bir siyasetçi olmuş olmama rağmen, kabul edilemezdir, Kıbrıslı Türklerin haklarına yeni menfi bir saldırıdır.

Bu bilgiler ışığında Sayın Anastasidis’i ada üzerinde tartışmaya açık olmayan gerçekleri görmeye çağırırken, böylesi girişimlerin KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası bir kez daha kurulması gündemde olan müzakere masası için son derece olumsuz etkiler yaratacağını hatırlatırım.”

ARABACIOĞLU: “SERDAR DENKTAŞ SÜRPRİZ YAPARAK 2. TURA KALACAK”

ARABACIOĞLU: “SERDAR DENKTAŞ SÜRPRİZ YAPARAK 2. TURA KALACAK”

Eski Bakan ve Milletvekili ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ın temsilcisi Dr. Mustafa Arabacıoğlu, Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ın sürpriz yaparak 2. tura kalacağını ifade etti.

BRT’de katıldığı bir TV programında açıklamalarda bulunan DP eski Milletvekili Dr. Mustafa Arabacıoğlu, Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş’ın, 30 yıllık bir siyasi birikimi olduğunu belirterek, “Denktaş hoşgörülü, herkesi kucaklayabilen ve öngörülü bir adaydır” dedi.

Serdar Denktaş’ın seçimlerde sürpriz yapıp 2. tura kalacağını söyleyen Arabacıoğlu, Serdar Denktaş’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Kıbrıs Türk halkının büyük bir kazanım sağlayacağını ifade etti.

Arabacıoğlu pandemi ve ekonomik nedenler nedeniyle vatandaşın gündeminde seçimin olmadığını belirterek, yine de seçime katılmanın önemli olduğuna işaret etti.

Arabacıoğlu, Türkiye ve hükümetle barışık bir Cumhurbaşkanı seçilmesinin önemine vurgu yaptı.

Programda soruları yanıtlayan Arabacıoğlu şu cevapları verdi;

‘’Aktif siyasetten uzak olmak çok rahat diyen Arabacıoğlu, “Ne benim ne de ailemden birinin siyasete girmesini istemem” dedi.

“SİYASET DAHA KÖTÜ DURUMDA“

“Siyasetçi, toplumdan ayrılmış bir kesim değildir. Onu oraya getiren seçmendir. Siyasette de toplumda da hareket vardır. Siyasette olduğum süre mutlu olmadım ama pişman da olmadım, bir deneyimdi keşkelerim yok. Siyaseti bıraktığımdan bugüne siyaset daha da güvensiz oldu. Kararlar günlük değişmeye başladı, öngörü yok. Bu süreçte resmi bir sıfat olmadan gerek Cumhurbaşkanlığında gerekse Başbakanlıkta oluşturulan komitelerde görev aldım.  Cumhurbaşkanına da Başbakana da ayrılmadan  öneriler sunduk. Ama durum ortada.”

“CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİNİ EN İYİ ŞEKİLDE YAPACAK OLAN SERDAR DENKTAŞ’TIR”

“Serdar Bey’in topluma çok katkısı oluyor. Güneyle kapılarımızın açılmasında başrol Serdar Bey’e aittir.  O dönemde UBP ve DP ile koalisyon hükümeti vardı ve bu konu için bir çalışma yapıldı. Olağanüstü toplantı yapıldı ve bu konuyla ilgili kararlar alındı.  Bakanlıkta ve UBP’de o dönemki Dışişleri Bakanı istifa ederim dedi ve toplantıyı terk etti. UBP’den 3 bakan bu karara katılmadı ve orda karar alındı. Sayın Derviş Bey “kararı Resmi Gazete’de yayınlamayalım bekleyelim” dedi daha sonra Serdar Bey dışarı çıktı ve bu kararla ilgili açıklama yaptı. Ayın 23’ünde kapılar açılacaktı, fakat açılmadı ve beraber babasına gittik. Ve şöyle söyledi ‘’bir hükümet olarak aldığımız kararlar uygulanmayacaksa bizim hükümetliğimiz nedir?” daha sonra kapılar açıldı.”

 

“TELEFON SORUNUNU DENKTAŞ ÇÖZDÜ”

“1993’te bir telefon sorunu vardı ve telefonların bu ülkeye gelmesinin önünü açan Serdar Denktaş oldu. Ülkede tek kanal vardı o da BRT’ydi. Daha sonra Özel Radyo Televizyon Yasası hayata geçti. Bu konuyla ilgili en özverili olan yine Serdar Denktaş’tı. Bunlara baktığımızda Serdar Bey’in toplumsal açıdan topluma çok katkıları oldu. Serdar Denktaş’la aday olup olmaması için özel olarak konuştum ve bunun onun için  bir görev olduğunu söyledim. Serdar Bey bana göre birikim açısından, deneyim açısından, toplumla bütünleşme açısından çok önemlidir.”

Arabacıoğlu konuşmasına şöyle devam etti;

“Serdar Denktaş iyi bir lider olduğunun en iyi örneğini de Annan Planı’nda göstermiştir. 14 Aralık 2003’te seçim yapılmıştı ve bir tarafta evet diyen, bir tarafta hayır diyen katıksız iki grup vardı. Toplumsal bütünsellik açısından koalisyona gidilmesi ve bu Annan Planı’nın bir şekilde görüşülmesi gerekiyordu.  Biz toplumsal bütünsellik açısından bu koalisyonda olmayı kabul ettik. Gerek Serdar Bey gerekse biz ülkeyi mi satıyorsunuz gibi çok büyük tepkiler aldık. Buna rağmen Serdar Bey CTP ile hükümeti kurdu. Bütün adayları tek tek incelerim baktığım zaman Serdar Bey’in öngörüleri var, saha birikimi var. Geldiğimiz noktada Kıbrıs sorunuyla ilgili yeni bir atılımın olması gerekiyor. Olay artık Rum’u ikna etmenin dışında olmalı. Kendi insanımız evinden çıkmamalı, sadece KKTC’ye gelecek olan Rumlara mülkiyet izni verilmeli. Toprak konusuyla ilgili yeni fikirler ortaya çıkmalı ve  hedefimiz BM’yi ikna etmek olmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı’na saygı duyarım.  Fakat Crans Montana’da konuşulanları ve Rum tarafının neyi kabul etmediğini bilmek isterim. Eğer bu topluma liderlik yapacaksan bunları topluma sunman gerekir.

Sayın Akıncı sonra ne oldu ki yeniden aday oldu ve federasyonu yeniden görüşmeye hazırım dedi?

Genel Parti Başkanı, Cumhurbaşkanı olmak zorunda değil. Bu bizim ülkede gelenek haline geldi ve bunu doğru bulmuyorum. 11 aday var ve bu yanlış. Anayasa belli başlı kurallar koyup, bana göre bağımsız adaylarla ilgili bir forum ve grubundan imza toplanması gerekir.  Otuz yıllık bir deneyimi olması, hoşgörülü olması, herkesi kucaklayıcı olması ve öngörülü olmasından dolayı ben Serdar Bey’in bu seçimde 2. tura kalacağına inanıyorum.”

DENKTAŞ: “ALT YÖNETİM ALGISI BÜTÜN DÜNYA GÖZÜNDE GÜÇLENDİ…BUNU ORTADAN KALDIRMAMIZ LAZIM”

DENKTAŞ: “ALT YÖNETİM ALGISI BÜTÜN DÜNYA GÖZÜNDE GÜÇLENDİ…BUNU ORTADAN KALDIRMAMIZ LAZIM”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş , alt yönetim algısının, bütün dünya gözünde güçlendiğini belirterek : “Bunu ortadan kaldırmamız lazım” dedi.

 

Denktaş, Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan Seçim Meydanı programına katılarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Denktaş, Türkiye tarafından ‘federasyon görüşmeyiz’ şeklinde yapılan açıklamaları değerlendirdi. Denktaş, iki toplumlu, iki kesimli federasyon sürecinin bittiğini belirterek, Türkiye’nin federasyonun diğer modelini ‘görüşmem’ diye bir görüşünün olmadığını dile getirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da açıklamalarından federasyon görüşmelerini dışlamadığını söyleyen Denktaş, “Masa halen daha kapanmadı” dedi.

Mevcut parametreler çerçevesinde Crans Montana’da tartışılan iki toplumlu federasyonun yürümeyeceğini ifade eden Denktaş, farklı bir federasyon modelini konuşmak gerektiğini aktardı.

Rum Lider Anastasiadis’in ortaya ‘desantralize federasyon’ modelini atıp, korkup geri çektiğini belirten Denktaş, “Desantralize federasyonu, merkezi açık bir federasyonu konuşalım. Mevcut parametrelere Rum tarafı uyum sağlayamıyor” ifadelerini kullandı.

 

“SEÇİM SÜRECİ GAYET İYİ GİDİYOR”

“Seçim süreci gayet iyi gidiyor, süreci internetten takip ediyorum. Çağdaş teknoloji buna elverişli ben de iyi kullanıyorum. Daha önce internet kullanımının altına attığım imzanın şu an meyvesini yiyorum. Özel  televizyon, internet, cep telefonu halkın, idarecilerin düşünemediği kabullenemediği, olmaz böyle şey diyerek dönemin savcılığının saldırdığı konulardı. Bugün bu sayede sadece ben değil tüm siyasiler sesini her taraftan son şekilde, demokratik şekilde duyurabiliyor.”

 

“30 SENELİK TECRÜBEM VAR”

“Pandemi sürecinde yaşananlara baktım ve karasızlıkların giderek büyüdüğünü gördüm.  Bu kafayla bir yere varamayacağımızı, mevcut cumhurbaşkanının iki kesimli federasyona mecburuz anlayışının bu karasızlıklara bağlı olarak galip çıkacağını gördüm ve dedim ki; otuz senelik bir tecrübe, Kıbrıs sorununa hakimiyet, masayı bilme ve zorluklar karşısında yılmadığım için böylesi bir ortamda aday olmak zorundayım… Gün gele keşke olsaydım ya da gün gele keşke olsaydın cümlelerini duymamak için bu kararı verdim.  İyi ki aday olmuşum, gerek partili gerekse partiden olmayan beni destekleyen insanları görüyorum.”

 

“PARTİM KÜÇÜLMESİNE RAĞMEN DURUŞUMDAN TAVİZ VERMEDİM”

“Bu seçime girme kararı vermişsem kazanacağımı gördüm ve girdim. Şu anda 2. tura kalacağımı düşünüyorum. 2. tura kaldığımda zaten kazanmış olacağım.”

 

“ANNAN PLANI DÖNEMİNDE BİR EKSİĞİM OLDU”

“Annan Planı döneminde bir eksikliğim oldu. Hep şu soruyu sordum; imza aşamasına geliyoruz ama Güney hayır derse ne olacak?  Şu cevabı aldım hep “Güney evet” diyecek. Aldığım en iyi cevap referandum BM’nin çözüm planıdır böyle bir şeye hayır diyemezler. Rahmetli Rauf Denktaş olsa bu cevapla yetinmez ve daha somut bir kararın anlaşmada olmasını isterdi. Ankara’dan da gelen cevapla tamamdır merek etmeyin demesiyle geri çekildik. Denktaş asla bunu kabul etmezdi. Bu yaşadığım da benim için en iyi tecrübedir.”

 

“ETRAFIMDA HALKIN GİZLİ GÜCÜ VAR”

“Devlet yönetimini 30 senede öğrendim. Dolayısıyla tüm arkadaşları bir kefeye beni kefeye koyun ve ben ağır basarım. Seçim süreci gayet iyi gidiyor, vatandaş da bunu görüyor ve bunun için beklediğimden fazla bir destek alıyorum. Devletin devlet gibi hareket etmesini sağlama, bir alt yönetim olmadığımızı gösterme, devletin önünü açma, kendi irademize sahip çıkacağımızı ispat etme… bunlar Kıbrıs Türkü için önemlidir. UBP’nin mevcut adayı o yeri doldurabilir mi,  dolduramaz mı? Bu konuda partili partisiz herkesin bir yorumu var. Parti oylarının kabul edelim ki en güçlüsü UBP’dedir.  CTP’nin de  belli kemik oyu vardır, her parti öyledir. Öyle bir durumdayız ki bir yandan sürekli Ankara’yla kavga eden ve Kıbrıs sorunu çözülmezse yapacak bir şey kalmaz diyen Cumhurbaşkanı Akıncı 2020’de ben gene adayım diyor. Ama diğer yandan aklıselim insanlar evet partimize destek veriyoruz ama partimizin adayı yeterli değil diyerek, aynı düşünceyi ortaya koyabilecek biri var diyerek beni işaret edebiliyor. Kimi Denktaş’ın emaneti, kimi zamanında sen bana bu konuda yardım ettin, kimi işimi yapmadın ama yaparım demedin diyen etrafımda gerçekten oluşmuş gizli bir güç var. 30 senedir seçimlere giriyorum böylesi bir gücü ilk defa görüyorum.”

 

“ALT YÖNETİM ALGISI DÜNYANIN GÖZÜNDE GÜÇLENDİ”

“İki toplumlu, iki kesimli federasyonu elli yıldır görüşüyoruz ve artık tıkanmış durumdadır. Bununla bir yere varamayacağımız artık bellidir. Onun için o yolda ısrar etmenin anlamı yoktur. Kıbrıs Türkünün siyasi anlamda tanıtılması en çok istediğimdir. Bu, beş yılda mümkün değil çünkü alt yönetim algısı, hem bizim hem Türkiye’nin bazı tutumları nedeniyle bütün dünya gözüyle güçlenmiştir. Bunu ortadan kaldırmamız lazım, bunun için de önce bizim kendi içimizden toparlanmamız, birlikte ses çıkarabilmemiz, sektörler arası çatışmanın ortadan kaldırılması, bütün bunlar için önce bir uğraş gereklidir. Bu konularda kendime çok güveniyorum. Çünkü Annan Planı sonrası süreci yaşadık, toplumu yeniden barıştırmayı başardım. Bütün kesimlerle tartıştık ama sonrasında uzlaşmasak da kol kola çıktık. O nedenle kendime güveniyorum. Kendi içimizdeki saygı arttıkça dıştan da saygı bekleme hakkımız doğacak. Bunu başarabileceğime inanıyorum. Bunu başarmak Kıbrıs sorunu anlamında başka bir raya geçmemizin önünü açacaktır. En büyük eksikliğimiz; Türkiye ile ortak bir hedef sahibi olmamamız… Türkiye ile ortak bir hedef belirlenmesi ve atacağımız adımlarda Türkiye’nin desteğini alabilmemiz lazım. Doğu Akdeniz ve Akdeniz’de Türkiye’nin atması gereken adımlar var, onlara da biz destek vermeliyiz. Savaş çıkışlarının yükseldiği dönemden sonra Erdoğan’ın yaptığı çağrılar ve BM baskısıyla, belki bir müzakere dönemi başlayacak. Kıbrıs Türklerinin ortaya çıkması ancak böyle bir ortamda söz konusu olabilir. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna hak veren iki eşit ortağından biriyiz. Ayrıca bu görüşmeler Kıbrıs sorununun çözümünü de olumlu etkileyebilir. Bunu görüp o doğrultuda yönlendirmeler yapacak, o doğrultuda dünyaya, Güneye ve Türkiye’ye seslenebilecek bir önder gerekir ve ben bu konuda kendime güveniyorum, KKTC vatandaşları da bana güvensin çünkü bunu başarabiliriz. Bir Denktaş olarak da başarırım, Serdar olarak da başarırım.”

 

“SAYIN ERDOĞAN’IN ÇAĞRISI GÖRÜŞÜMLE UYUM İÇERİSİNDE”

“Bizim yaptığımız çağrıda: Doğu Akdeniz’de enerji platformu oluşturalım, KKTC, Türkiye, Güney ve Yunanistan’la birlikte etrafına da bu platformun şirketlerini davet edelim ve bu konuyu hep birlikte müzakere edelim. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı bu görüşümüzle uyum içerisindedir. KKTC olarak elbette orada olmalıyız, bizim katılmadığımız konferans geçerli değildir ve geçerli olamaz.”

 

“İLK OLARAK MUHATAPTAN VİZYONU ÖĞRENMELİYİZ”

“Ben bunu masada görüşmem, onu kaldırın da ona göre geleceğim gibi şeyleri diplomasi kaldırmaz. Bizim yapmamız gereken ilk iş muhatapla konuşup vizyonunu öğrenmek. Bir yere varabilir miyiz karşılıklı görelim. Bu esnada biz de hukuki yollarla hakkımızı aramayı başlatalım ve güneye de hissettirelim. Buraya mahkum değiliz, başka yollar da var, başını hukuki yollarla ağrıtmaya devam edeceğiz, ondan gel ortak bir yol izleyelim demeliyiz. Ada üstünde birleşik şekilde yaşayamıyorsak ayrı ayrı yan yana yaşayabileceğimizi, birlikte adım atabileceğimizi gösterelim. Bir noktaya ulaşacaksak konuşarak uzlaşarak yapmalıyız.”

 

“İKİ TARAF UZLAŞMIŞ OLURSA GARANTÖRLERİN BUNLARI KABUL ETMESİ GEREKİR”

“Kıbrıslı Rum/Türk iki eşit kurucu ortak oturup samimiyetle konuşmalı fakat onun düşündüğünü biz, bizim düşündüğümüzü o kabul edemez. Başka çıkış yollarını samimiyetle iki liderin oturup konuşması lazım. Çünkü iki taraf da bugüne kadar olan alternatifleri kabul etmiyor. Bir noktaya gelirsek BM ve garantör devletleri çağırıp şahit olun demek görevdir. Garantörlerin onaylamadığı uzlaşma, hukuki olarak burada kabul edilebilir değil . Siyaseten iki tarafın tam kararla bir karara varması halinde, bunun reddedilmesi de mümkün değil. Herhangi bir şeyde iki taraf uzlaşmış olursa garantörlerin bunları kabul etmesi gerekir.”

 

“REFERANDUM SONRASI MARAŞ’I GÜNDEME GETİRDİM”

“2004 referandumu kaybedilince Maraş’ın açılması ilk gündeme getirdiğim durumdur. Söylediğim şuydu; 1974’te geri iade edilmek  şartıyla alınan Maraş’ın, bizim yönetimimizde açılması artık gerek olmuştur. Bunun BM’ye ters düşmeden hayata geçmesi için eksik yasalarımız var, bunların düzeltilmesi gerekir.  Bu konuda Kudret Bey daha bilgilidir. Sunduğum raporları bire bir okuyanlardandır. Ama Ersin Bey’in geçen gün yapmış olduğu Maraş’ın iadesi söz konusu değildiri, BM karşımıza koydu. Böyle bir yaklaşımla Maraş açılamaz, yanlış açıklama ve hareketlerle Maraş açılmaya kalkılırsa başımıza yıkılır. Ama BM ile bunu konuşarak çözüme yönelik motivasyon olacağını anlatarak, 74 sakinlerine iade edileceğini belirterek, bizim vakıflarla ilgili iddiamıza uluslararası hukuki yollarla devam edeceğimizin altınızı çizerek, oranın özel bir statü bölgesi olacağını orda iş yapacak şirketlere, Kıbrıslı Türk ve Rumların eşit ortalıkları olmak kaydıyla izin verileceğini, oranın turizm yeri olmak dışında özel bir serbest bölgesi olarak kullanılacağının adımlarının atılmasına hazır olduğunuzu belirterek sunarsanız bunu kimse reddetmez. Sadece bizim kazanacağımız değil güneyin de kazanacağı bir bölge olabileceğinden bahsediyorum.”

 

“2.TURA KALACAĞIMI GÖREBİLİYORUM”

Oran söylemek doğru değil ama 2.tura kalacağımı görebiliyorum. Hiçbir anket şu an da doğru cevap vermiyor. Ben sahada dolaşıp sahayı görüyorum. Ben gitmesem bile davet ediliyorum. İkinci tura kalabilecek üç adaydan birisiyim.

İkinci tura kalmam dahilinde karşımda kim olursa olsun alırım. Ülkede oy kullanamayacak yurtdışında olan bir kesim var. O kesimler o kullansın diye uçuşlar açılır ve karantina kalkarsa çok tehlikeli olur. Karantina da olacak kişilerin oy kullanamaması bana göre çok yanlıştır.Her seçim sandık bölgesinde dışarda açık havada iki üç tane oy kullanma kutusu  ve bir sandık koymalıdır. Bu uygulamalar katılımı arttıracaktır. Katılım oranında bir düşüş olacağı görülüyor ümit ederim ki olmaz ve yeniden güvenli ortam yaratılır.  Ümit ederim ki İnsanlar sandığa gider ve oyunu kullanır.

“ANAYASA REFERANDUMU İÇİN GÖRÜŞÜM OLUMLUDUR”

Anayasa referandumu için görüşüm olumludur. Yüksek Mahkeme Yargıç sayısının arttırılmasıyla ilgili talepte bulunulan bir seçim olacak. Mahkemenin talebi geçsin mi geçmesin mi diye bir soru var ve ben her gittiğim programda evet diyen çağrım vardır.

“CUMHURBAŞKANININ ETKİSİ ÇOKTUR”

Cumhurbaşkanının asıl görevi Kıbrıs sorunun çözülmesiyle ilgilidir. Diğer konularda görevi ve yetkisi yoktur. İmza atar yasayı onaylar fakat o imzadan sorumlu değildir. Fakat etkisi çoktur eğer doğru bir cumhurbaşkanlığı yapıyorsa. Hükümetle ilişkileri düzgün olacak, Meclisle ilişkileri iyi olacak rol kapma yarışına girmeyecek. Bunları başarabilecek bir yapısı varsa etkisi çoktur. Sivil toplumla ilişkiler çok önemlidir. Bu konuyla ilgili danışmanlar seçmek yerine özel temsilciler seçmek gerekir. Özel temsilciler ilgili oldukları alanlarla, sivil toplumla sorunları irdeleyerek olaylar büyümeden  bunu Cumhurbaşkanı’na getirecek bu da eylemleri azaltacaktır.  Çünkü Cumhurbaşkanı bu sorunları önceden bilecek ve önlem alacak. Böylece hayat kalitemiz yükselecek. Ve en önemlisi Meclis, Hükümet ve Cumhurbaşkanı arasında samimi diyalog olacak ve bunu başaran Cumhurbaşkanı bu samimiyeti dostluğu tabana kadar yayacaktır.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ GÜNDEME ALMAK ZORUNDAYIZ”

Bu 5 yıllık süre içerisinde uzmanların,  üniversitelerin katılacağı kamuoyunun önünde yapılacak tartışmalarla anayasa değişikliğini gündeme almak zorundayız.

Referanduma gidilmesi halinde eğer değişiklik olursa bir sonra ki süreç de devreye girmeli mevcut yasaların düzeltilmesi gereklidir. Eğer bugün karar alıp yarın bunu uygularsanız olmaz.

DENKTAŞ “ÇÖZÜME MAHKUMUZ” ANLAYIŞIYLA HAREKET EDİLDİĞİ SÜRECE RUMLARIN PAYLAŞIMA YANAŞMAYACAĞINI BELİRTTİ.

DENKTAŞ “ÇÖZÜME MAHKUMUZ” ANLAYIŞIYLA HAREKET EDİLDİĞİ SÜRECE RUMLARIN PAYLAŞIMA YANAŞMAYACAĞINI BELİRTTİ.

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, görüşme masasında “çözüme mahkumuz” anlayışla hareket edildiği sürece Rum Kesiminin paylaşıma yanaşmamayı sürdüreceğini söyledi.

Denktaş,ADA TV’de katıldığı bir programda, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Programda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 5’li konferans çağrısının ardından yapılan açıklamaları değerlendiren Denktaş,50 yıldır tartışılan bu mevzuyu daha da tartışmaya gerek kalmadığını gördüklerini dile getirdi.

Denktaş, dünyanın Güney Kıbrıs’a yaklaşımı devam ettiği sürece, Rum kesiminin paylaşıma yanaşmamaya devam edeceğini söyledi.

“Biz çözüme mahkumuz dediğimiz sürece zaten Rumlar geri çekilecek” diyen Denktaş, “Rumlar, ‘durun biraz daha bekleyelim teslim olmaya yakınlardır’ yaklaşımındadır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin “federasyon görüşmem” söylemlerine ilişkin ise Denktaş, “Dünyayı karşımıza alacak söylemler yerine, federasyon görüşmeyeceğimizi konuşarak anlatmalıyız” dedi.

Federasyon konusundaki görüşlerin önce Rum tarafına kabul ettirilmesi gerektiğini ifade eden Denktaş, “Güneyin ortaya attığı alt yönetim algısı, bizi Kıbrıs sorununda muhatap olmaktan çıkarıyor” dedi.

Alt yönetim algısını ortadan kaldıracak bir süreç gerektiğini kaydeden Denktaş, “Tüm yapılan son girişimler, Güney Kıbrıs ile Türkiye’nin karşılıklı bir araya gelmesi yönünde. Güneye muhatabın biz olduğunu hatırlatmak gerekmektedir” diye konuştu.

Denktaş konuşmasına şöyle devam etti; “Hiç BM gözetiminde falan değil, oturup bunun artık yürümediğini karşılıklı konuşmalıyız. Bunun artık yürümediğini söylemeliyiz. Türkiye’nin yaptığı açıklama, benim tahminime göre şudur; İki toplumlu iki kesimli federasyon halen görüşmekte olduğumuz, görüşülecek bir şey değildir. Nedeni de Annan Planı’nı yani BM’nin getirdiği planı Rumlar reddetti. Crans Montana’da Kıbrıs sorununun çözümünün görüşüldüğü beşli konferansta kartlar çok fena açıldı ve her şeyi ortaya koyduk. Anastasidis ne olduysa yine kabul etmedi. Anastasidis’in reddettiği gece ben Crans Montana’da ağladım. Solcu arkadaşlar ‘ne oldu biz üzüldük sen ağlıyorsun’ dediler. Ben de sevinçten ağlarım dedim. Çünkü Annan Planı’nın gerisine düşmüştük. Bunlar bizim bilgimiz dışında ancak Akıncı’nın tek başına yaptığı bir şey de değildi. Konuşarak alınmıştı bu kararlar. Reddedilince zaten ortaya çıktı.  2016 yılında çözüm olmazsa konuşulacak bir şey kalmayacak demişti ama yıl 2020, halen daha konuşulacak bir şey var diyor.

Crans Montana’da dönüşte uçakta 14 Şubat belgesinin altına attığım imza artık geçerli değildir diye açıklamayı ilk ben yaptım. Bütün bunları, kabul edilmeyen önerilerimizi bilerek masaya oturmalıyız. Sloganların arkasına saklanmamalıyız. Sloganlar ile bu işler olmuyor. Yapamayacağımız şeyleri vatandaşa anlatmak yerine alt yönetim algısını ortadan kaldırmalıyız. Bunu ortadan kaldıracak bir süreç gerekmektedir.”

“30 YILLIK SİYASİ GEÇMİŞİM VAR”

“30 yıllık bir siyasi geçmişim var. Bu yıllar içerisinde çok sesliliğin yok olduğu, yasaklı partilerin bulunduğu, evimizde telsiz telefonun bulunması halinde 6 ay hapis cezası aldığımız, bir tek BRT’nin olduğu, muhaliflerin sesinin kısıldığı bir dönemden geçtik.”

 

“KIBRIS TÜRK KÜLTÜR DERNEĞİNİ KURDUK”

“Ben siyasete 1986 yılında, Kıbrıs Türk Kültür Derneği’ni arkadaşlarımla birlikte kurarak ısınmaya başladım. Abimin vefatından sonra, ciddi tartışmalar yaşadığımız ancak dönemin en güçlü gençlik örgütünü oluşturduğumuz, çok organize bir hazırlık dönemi geçirdim. Siyasete girdikten sonra yeniliğe açık oldum ve aldığım görevi başarmak için o göreve odaklandım.”

 

“RAHMETLİ SERTER’İ ÇOK KİŞİ ÖRNEK ALDI”

“1990’dan sonra Meclise giren bir çok milletvekili, rahmetli Vehbi Zeki Serter’i örnek aldı. Düğün, sünnet, cenaze gibi merasimlere gitmek onlar için yeterliydi. Ben yapamadım bunu, üstlendiğim bir görev varsa onu yapabilmek için odama kapanıp çalışmayı tercih ettim.”

 

“MUHALEFETTE YIKICI DEĞİL YAPICI BİR YOL İZLEDİM”

“Muhalefette yıkıcı değil yapıcı bir yol izledim. Kitabım vakit darlığından 3 yıl da ancak bitti. Nezire Gürkan’ın kaleme aldığı kitaba da “Sistem Onu, O Sistemi Sevmedi” adını verdik. Gerçekten de öyle oldu. Raif’den duyduğum “rica ile yaşamaktan” uzak durmaya çalıştım. Maalesef  bu düzen şimdi de var. Partili gelecek, bir şey isteyeceksin yapacaksın. Ama partili dışında vatandaşlar da var, ülkede yaşayan onlar ne olacak? Bu uğraşlar içinde geçti 30 yıl. Ne mutlu bana ki siyasi hayatım böyle geçti.”

 

“GENÇLERİMİZ ÇOĞU YAŞANANLARI BİLMİYOR”

“1999 – 2002 yılı doğumlular Güney Kıbrıs’a geçmeyi tahayyül bile edemez. Neydi bu sıkıntı, neden geçilemezdiyi anlattığım zaman, bana 2. Dünya Savaşı’nı anlatmak gibi gelir. Maalesef okullarımızda da bunu öğretmedik. Büyüklerimiz, mukavemetçilerimiz verdikleri yemine sadık kalarak onlar da anlatmadı ve gerçekten hurafelerle dolu bir tarih ortaya çıktı. Şimdi gerçekten TMT’yi, büyüklerimizin anlatması gerekiyor. Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı elimizde mevcut, orada bütün bu hikayeleri toplayarak tarihi yeniden yazmalıyız. Unutmayalım geçmiş dönemde bir şeyler yapılmışsa bile, o zamanın içerisinde değerlendirilmeli. Bir tarafta Türkler katledilirken diğer taraftan ne iyi ettinizde bizi katlettiniz diyecek halimiz yoktu. Nefret yaratmak için, düşman yaratmak için değil sadece tarihi doğru bilmek için yapmalıyız. Tarihi doğru bileceğiz ama takılıp kalmayacağız.”

 

“YEPYENİ BİR DÖNEM YAŞIYORUZ”

“Yepyeni bir dönem yaşıyoruz artık. Pandemi öyle bir şey yaşattı ki bize eksiklerimizi görme imkanı bulduk. Sektörler arasında çok güzel bir dayanışma vardı. Onu da doğru yönetemedik ve bozduk. Muhalefette de olsam ben sorumluyum. Sunduğum önerileri  hayata geçirmek için dinlemeyen hükümetin iki ortağı elbette çok çok daha büyük sorumlu. Ama ben üstüme düşeni de alıyorum. Bir şeyler hazırladım, sundum baktım ne çağıran ne de dinleyen var. Sosyal medya üzerinden bu fikirleri paylaşayım, vatandaşa ulaşayım diye harekete geçtim. Baktım ki vatandaş da içi boş vaatleri  dinlemeyi tercih ediyor. Beklemeyin bu kapılar açılsa bile, eski gelirinizi kazanmanız biraz zaman alacak diye uyardım. Ama özellikle Girne esnafı hayır açılmalıyız dedi. Açıldı ancak hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Destekler ortadan kalktı, kiralar durmadı, faizler durmadı. Şimdi herkes sıkıntının içerisinde. Şimdi ben zor dönemlerde bir fırsat bulmaya çalışırım. Yoksa ‘zor bir dönem geldi vay Allah’ım bittik mahvolduk’ demekle bir yere varılmaz.”

 

“BAKANLIĞIM DÖNEMİNDE ÖNLEM ALDIM”

“Türkiye’de sistem değişince bir dönem kaynak akışı olmadı. Bunu hep anlattık ama birileri çıktı ve dedi ki hayır onunla alakası yok, biz geliriz parayı alırız… Ama bunu anlatmamıza rağmen her Allah’ın günü bunu başımıza çakmaktaydılar. Üstüne bir döviz krizi çıktı ve bizi yediler bitirdiler. Dedim ki kötü bir dönem. Ama yan taraftaki komşu Euro ile yaşıyor. Biz de akaryakıt fiyatlarını aşağıya çektik, dörtte bir fiyatına inince bir anda buraya hücum başladı. Akaryakıt  almaya gelince ülkede harcama yaptılar. Ben sadece oradan topladığım Katma Değer Vergisi ile 3 yıllık bir süreyi geçirebildim. Doğru politikaları güdersek kendi giderlerimizi karşılayabilirizi gördük. Elbette bizim Dünya Bankamız yok ama Türkiye’miz var. Onun kapısını büyük yatırımlar için çalarsak onlar da yapacaktır. Yapılabildiğini gördük, hangi ekiple o gün Maliye Bakanlığı’nı devraldığım kurumsal hafızayı doğru yöneterek başardık. Aynı ekiple benden önce taksitle maaş ödenirken ben artı bütçeye geçtim, bugün de her şey ortadadır. Hatta ben çiftçiye, hayvancıya şu gün ödenecek dediysem, bilirlerdi o gün ödeneceğini ve ödenirdi. Bir gecikme yaşanacaksa da onu daha önceden bildirirdim.Emeklilerin maaş kesintisi vardı. Anayasa Mahkemesi’ne ödeyeceğiz dediler ancak kenara çekildiler. Onu da biz ödedik tam 7 milyon lira…”

 

“AMACIM TÜM KESİMLERLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK”

“Araçlı eylemi çok sevmem çünkü  başkasının hakkı engellenir. Ama eylem bir haktır. Benim bütün uğraşım bu eylemler olmadan sorunu çözebilmek için hükümet ve STK’lar ile işbirliği yapmak.

Bizim en büyük kazancımız Annan Planı’nda bizim varlığımızı, halklarımızı gösteren eş zamanlı ayrı ayrı yaptığımız referandumdur. Biz o gün varlığımızı dünyaya gösterdik ama üstünde durmadık. Hükümetler olarak iyi yönetmeyebiliriz bu devleti. Bu hükümeti sürekli olarak suçlamak istemiyorum. Pandemi dönemini yönetemediler ama o başka bir konu. Fakat iyi yönetmesek bile bu devlet, bizim ada üstündeki varlığımızın kanıtıdır. Bizim siyasi eşitliğimizin simgesidir, bizim geleceğe yönelik oluşturduğumuz bir devlettir. Onun için sahip çıkalım, daha iyi yönetelim, daha iyi yönetmek için birbirimizi eleştirelim, ama bu devlet bizimdir bizim için kurulmuştur. Bu devleti olması gereken yere taşımak için şimdiki pandemi sürecini de fırsat bilerek, eski zamanlardan yeni bir döneme geçerken bir takım anormallikleri bırakıp geçmek lazım. Dış politikadaki ve içerideki bu dağınıklığı düzenlemek Cumhurbaşkanın en önemli görevi olacaktır.“

DENKTAŞ: “KKTC EŞİTLİĞİMİZİN SİMGESİDİR, ONA SAHİP ÇIKMALIYIZ

DENKTAŞ: “KKTC EŞİTLİĞİMİZİN SİMGESİDİR, ONA SAHİP ÇIKMALIYIZ

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, “KKTC devlet olarak ilan edildiğinden beri siyasi eşitliğimizin simgesidir, ona sahip çıkmalıyız” dedi.

Denktaş, “Bizim halkımızda Annan Planı’ndan sonra iki toplumun bir olacağı inancı kayboldu. Kimse bu seçimden böylesi bir çözüm beklemiyor” diye konuştu.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, GAK TV’de Harun Denizkan’ın Seçime Doğru programına konuk oldu ve açıklamalarda bulundu.

Serdar Denktaş “ Bizde de, dünyada da salgın bir neden olarak duruyor ama esas sorun yıkılan ekonomiler, çünkü kapanarak izole oluyorsunuz, vaka sayısı azalıyor ama ekonomi de uçurumdan aşağıya gidiyor. Özellikle bizde sosyal devletin ortadan kaybolması, hükümetin sadece kamuoyunu düşünmesi, bunu daha da zor duruma getiriyor” dedi.

“Bunun içinden fırsat yaratmak önemlidir” diyen Denktaş, “Bunun için de herkes el birliğiyle hareket etmelidir. Maalesef seçim bu birliği ortadan kaldırmaktadır.  Bir an önce seçimler bitsin ve yeni Cumhurbaşkanı, meclis üyeleri ve sivil toplumları olarak ne yapılabileceğine hep birlikte bakalım. Ekonomik kriz için bir dondurma olmalı, bunu Mart ayında da söylemiştim. Ama ötelemeli tercih ettiler” ifadelerini kullandı.

Denktaş, “Bir su problemi var 25 Eylül’de geleceği söylenmiştir, daha sonra gecikebilir dediler ve gecikecek de. Suyun değerini kaybedince anladık. Bu su gelince rahatladık ancak daha önceden  hükümetin suyu tasarruflu kullanmaya teşvik etmesi gerekirdi. Ekonomi ve salgının yanında bir de susuzluk çekiyoruz” şeklinde konuştu.

Pandemi süreci ile ilgili de değerlendirmede bulunan Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, “Bu salgına hepimiz alışacağız fakat şu an ki vakalar nasıl tedavi olacak, nasıl temaslılar bulunacak bilmiyorum. Başkan seçim olduğu için bunlarla ilgilenmiyor Ali Pilliyi de günah keçisi seçtiler. Bütün günah Pilli’de de Bakanlar Kurulu’nun hiç suçu yok mu? Hükümet halkın sorunlarıyla  ilgilenmeli ve içe dönmelidir” dedi.

  “SEÇİMLER NİSAN’DA OLSAYDI ADAY OLMAYACAKTIM”

“Seçimler Nisan’da olsaydı aday olmayacaktım. Halkla birlikte dönüp hükümetin  nasıl yönettiğine baktığımda, görev olarak aday oldum. Bu seçimlerde bireysellik ön planda oluyor. Fikirsel olarak bir olmadığın ama sırf bir yerden tanıdığından ya da düğünüme geldi gibi sebeplerden dolayı insanlar oy verebiliyor. Cumhurbaşkanı ya da belediye başkanı seçimlerinde bu şekilde olabiliyor.”

“VAATLER İNANDIRICI DEĞİL”

“Adayların biri Kıbrıs sorununu çözeceğini, diğeri Kıbrıs’ı tanıtacağını söylüyor. Fakat bu beş senede mümkün değil. Cumhurbaşkanı’ndan beklenen tek bunlar değildir. İç sorunlara da bakmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın etkisi eğer doğru davranılsa vardır. Bu da bilgi ve deneyim ister. KKTC devlet olarak ilan edildiğinden beri siyasi eşitliğimizin simgesidir, ona sahip çıkmalıyız.”

“HALKTA İNANÇ KAYBOLDU”

“Bizim halkımızda Annan planından sonra iki toplumun bir olacağı inancı kayboldu. Kimse bu seçimden, Cumhurbaşkanı’ndan böylesi bir çözüm beklemiyor. Beklentiler daha iyi bir standarda ulaşmak, saygı görmek, insan haklarımızı yeniden geri alabilmek… Bunun için bir uğraş olmalı ve bu yapılırken kendi içimizi düzeltmeliyiz.

Denktaş programda konuşmasına şöyle devam etti;

“O masada oturmam ya da federasyon masadaysa gelmem yaklaşımı yanlıştır.  Federasyonun başka yöntemleri de var onlar denenmelidir, masada konuşulacak hale getirilmelidir. Ada siyasi olarak sorunlu bir yerdedir, bu sorunu ya konuşarak ya savaşarak çözebiliriz. Konuşma demokrasidir, hukukidir, bu yönde hareket edeceğiz. Rumlar ne düşünüyor benim için çok da önemli değil ama yanlış düşünüyor ve hareket ediyorlar.Kıbrıslı Türkleri yok sayarak Türkiye’yle sorun çözmeye çalışırlarsa bilsinler ki duvara çarpacaklar. Çünkü Kıbrıslı Türkler buranın öznesidir, buranın tohumudur. Bunu yok sayacaksın ve sorun çözmeye çalışacaksın, başka bir yerle bunu yapamazlar. Dünyaya baktığımızda sorun çözen en önemli faktör ekonomidir. Bunun için alt yapımızı ve ekonomiyi güçlendirmeliyiz. Rumların barış dönemi altında bize yaşattıklarını bileceğiz ve esiri olmayacağız. Alt yapıyı, kendi içimizi, birbirimizle konuşarak saygı duyarak düzenleyeceğiz. Kuracağımız her diyalog, her düşünceyle bunu yapabiliriz. Önce kendi içimizde kendimiz toparlanacağız. Bunu sağlarsak kendimize güveniriz ve Türkiye’yle hedef belirleyebiliriz, atacağımız adımlarda destek isteriz.Bazı şeyler bizim ülkemize uymaz, vatandaş kabul etmez, bu durumda karşı duracak biri lazım. Ben bunu otuz senedir yaparım yapmaya da devam ederim. Ne boyun eğerim ne kavga ederim. Benim Türkiye ile ilişkilerim iyidir. Ankara hükümetleriyle, geçmiş hükümetlerle de zaman zaman farklı durumlar olmuş olabilir. Çünkü yanlış bulduğum durumlarda bunu söylerdim. Söylemeye de devam ederim, yanlış bir şey görürsem susmam.”

“YILLARDIR KIBRISLI TÜRKİYELİ AYRIMI YAŞIYORUZ”

“Bir seçim yaşıyoruz ve Türkiye’yi seven sevmeyen ayrımına taşıyorlar.

Yıllardır Kıbrıslı Türkiyeli ayrımı yaşıyoruz ve bunun olmaması gerektiğini, birlikte eşit olmamız gerektiğini savunuyorum. Ama Türkiye’yi sevmeyen ayrımını ilk kez yaşıyoruz. Birine oy verirsen Türkiye’yi seven sınıfındasın vermezsen sevmeyenler sınıfındasın. Seçim sonuçları çıkınca %80 istenilen kişiye oy vermezse Türkiye’yi sevmez anlamına mı gelecek?

Rum’un Yunanistan ile olan ilişkileri bizim Türkiye ile olanlardan çok daha derindir. İlişkileri dışa resmidir ama içi çok daha derindir. Kendi insanımın Rum’a bu kadar hayran olup kendini küçümsemesini kabul edemiyorum. Önce kendi kafamızı düzeltip sonra Türkiye’den destek bekleyeceğiz. Saygı görebilmek için önce birbirimize, sonra devlete saygı göstermeliyiz. Devletin başında olanlar da bu devleti insanımıza sevdirmelidir. Bizim varlığımız önemlidir. Biz kendi kendimizi toparlarsak Türkiye’nin gücü haline geliriz.  Referandumdan sonra benle Talat’ın iyi ilişkileri sayesinde insan ilişkileri düzeldi. Fikirsel olarak çok tartışsam bile kimseyle küsmem, kavga etmem. Benim de bir devletim var ve her yerden vatandaşı var, tümünün ne mutlu Kıbrıslı Türküm diyebildiği noktaya gelmemiz lazım ki duruşumuz daha sağlam olabilsin.”

Serdar Denktaş daha sonra izleyicilerden gelen soruları cevapladı. Sorulara içtenlikle yanıtlar veren Denktaş şu cevapları verdi;

“Babamın çözemediği konuyu sonuçlandırma yönünde hareket ediyorum. Bu beş sene içinde çözüm göremiyorum, bir başka raya geçiş ön görüyorum. Bir tepkisel hareket var, halk içinde bu yarayı kaşıyarak oy kitlesi oluşturduğunu gördü sayın Akıncı, bu yarayı kaşımaya devam ediyor.”

“ULUSLARARASI HUKUKU KULLANMAMIZ LAZIM”

“Mevcut izolasyondan kurtulmak için uluslararası hukuku kullanmamız lazım.

Dünyaya insan haklarımızın gasp edildiğini hiç anlatmadık. Benim milli takımım niye olmasın? Kıbrıs Türk Milli Takımı niye olmasın? Hiç denemedik diye olmayacağına inanıyoruz. Uluslararası hukuku kullanmak üzere insan haklarına dava açabiliriz.”

“MARAŞ BİZİM YÖNETİMİMİZDE ÖZEL BÖLGE OLARAK AÇILMALI”

“Maraş bizim yönetimimizde özel bölge olarak açılmalı. Turizmin yanında Serbest ticaret olmalı. Rum ve Türk iş adamları beraber iş yapmalı. Maraş’ın yıl sonunda açılacağına inanmıyorum, yıl sonunda konuşulmaya başlanacak. Çok hesaplı ve doğru hareket edersek her iki kesim için de önemli bir yer olur.  Vakıf mallarını uluslararası hukuka başvurarak tescil edebilir ve önceki sahiplerine verilebiliriz.“

“DAHA ÇOK TÜRKİYE’Yİ İLGİLENDİRİYOR”

“Doğu Akdeniz’deki tartışma bizden çok Türkiye’yi ilgilendiren bir konudur. Türkiye’nin Akdeniz’deki sahipliğini tehdit eder. Bizim yaptığımız çağrı, Akdeniz Enerji Platformu oluşturalımdır. Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarıyla müzakere ederek bir sonuca ulaşalım. Adadaki kaynak Kıbrıs’a yetecek kadar çok.”

SERDAR DENKTAŞ,  KENDİ SEÇİM ŞARKISINI KENDİ SÖYLEDİ

SERDAR DENKTAŞ, KENDİ SEÇİM ŞARKISINI KENDİ SÖYLEDİ

11 Ekim seçimleri için seçim propagandası tüm hızıyla sürerken, Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, kendi seçim şarkısını yakın ailesi ve müzisyen dostları ile seslendirerek KKTC seçimleri tarihinde daha önce görülmemiş bir ilke imza attı.

Söz ve müziğini Süleyman Akosman ve Rauf Denktaş’ın yaptığı Kıbrıs’a özgü yerel tınılarla süslü  ‘Sevdamız memlekettir’ isimli parçada Denktaş gem gitar çaldı hem de şarkı söyledi.

Şarkıda Denktaş’a geçmişte beraber birçok kez sahne aldığı müzisyen arkadaşları Bülent Berkay, Erhan Özbeşer, Özgün Şonya ile birlikte Rasıh Reşat ve ünlü sanatçı Eril Cambaz eşlik etti.

Siyaset dışı uğraşları ile bilinen Denktaş’ın şarkıdaki performansı göz doldururken, şarkının videosu da kısa sürede on binlerce izlenme ve yüzlerce  beğeni aldı.

DENKTAŞ: “YUNANİSTAN’IN TUTUMU DOĞU AKDENİZ’DE KIBRISLI TÜRKLERİN DE HAKLARINA ZARAR VERECEK BOYUTLARA ULAŞTI”

DENKTAŞ: “YUNANİSTAN’IN TUTUMU DOĞU AKDENİZ’DE KIBRISLI TÜRKLERİN DE HAKLARINA ZARAR VERECEK BOYUTLARA ULAŞTI”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, vatandaşın pandemi döneminde devleti yanında hissetmesi gerektiğini belirterek hükümetin bunu başaramadığını söyledi.

Denktaş, basın açıklaması yaparak son günlerde Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Denktaş, açıklamasında şunları kaydetti:

“Doğu Akdeniz bölgesinde son günlerde Yunanistan’ın attığı adımlarla birlikte artan gerilimi son derece endişeli bir şekilde izlemekteyiz. Yunanistan’ın Türkiye’nin ısrarla yaptığı diyalog çağrılarına kulak tıkayıp tek taraflı adımlar atması, Fransa başta olmak üzere kimi AB ülkelerinin de desteği ile gerilimi sürekli artırması kabul edilemez bir durumdur.

Türkiye’nin ısrarla yaptığı diyalog çağrılarını hiçe sayan ve onun Ege ile Doğu Akdeniz bölgesinde uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını görmezden gelen Yunanistan’ın, son olarak tehlikeli bir oyuna girmesi, bölgede yeni bir tatbikat yapması gerginliğin daha da artmasına yol açmıştır. Bu ve bunun gibi adımların uluslararası hukuk ile hiçbir ilintisi olmamasının yanı sıra, iki taraf arasındaki gerginliği daha da büyütecek bir duruma dönmüştür.

Kuşku yok ki, Yunanistan’ın bu tutumu, Doğu Akdeniz’de Kıbrıslı Türklerin de haklarına zarar verecek boyutlara ulaşmıştır. Bu bağlamda stratejik ortağımız Türkiye’ye güvenmekte ve onun yanında durmaktayız.

Biz her zaman barıştan ve istikrardan yanayız. Bu bağlamda iki ülke arasında yaşanacak sıcak bir çatışmayı hiçbir şekilde arzulamadığımız gibi, böylesi talihsiz bir gelişmenin kimseye yaramayacağının da farkındayız.

Temennimiz, Yunanistan’ın, Türkiye’nin yaptığı diyalog çağrılarına bir an evvel olumlu cevap vermesi ve sorunların çözümü için masa başına dönmesidir.”

 

DENKTAŞ: “BIRAKIN KENDİ DEMOKRASİMİZİ YAŞAYALIM”

DENKTAŞ: “BIRAKIN KENDİ DEMOKRASİMİZİ YAŞAYALIM”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, seçim süreci boyunca algı operasyonları yapıldığını kaydederek “Bırakın kendi demokrasimizi yaşayalım” dedi.

Haber Kıbrıs’ta Ali Baturay’ın sunduğu Markaj programına katılan Denktaş, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Hükümetin barları kapatmasını eleştiren Denktaş, itinasız davranan 2-3 işletmenin olabileceğini bunun yanında birçok işletmenin kurallara uyduğuna dikkat çekerek bu işletmelerin gelirlerin de ancak çalışanlarını ödemeye yettiğine dikkati çekti.

“Sosyal medyada, iki yer çıktı diye bütün hepsi kapatıldı.” Diyen Denktaş,  hükümeti de aslında sosyal medyanın yönettiğini ifade etti.

Denktaş, özellikle Surlariçi’nde önemli bir kesim bulunduğunu  oraları çalıştıranların da gençler olduğuna işaret ederek:  “Şimdi annelerinin ve babalarının ellerine bakmadan çalışan bu çocuklara mı kafayı taktınız?” dedi.

“ÖĞRENCİLERİ ÖNCEDEN GETİRMELİYDİK”

Bulaşıcı Hastalıklar Yasasının yetkiyi Sağlık Bakanlığı’na verdiğini daha sonrasında ise  yeni bir madde getirilerek Bakanlar Kurulu’nun onayının da eklendiğini anımsatan Denktaş, şimdi de Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin elinde olduğunun söylendiğine değindi.

Ülkede öğrenci olmadığından ekonominin çöktüğüne işaret eden Denktaş, şunları kaydetti:

“Öğrenciler beni arıyor ama onlara cevap veremiyorum. Gelecek olanları kim taşıyor diye bakıyoruz altından bir milyonluk masraf çıkmış ve iki şirkete ihalesiz verilmiş. 501 tane yeni personel aldınız. Hepsinin eline ver bir telefon karantinadakileri görüntülü arasınlar. Bu şekilde yap kontrolü. Açsınlar günde 10 defa telefon, 5000 kişi yapar. Öğrencilerin birçoğu vazgeçmiş durumdadır. Bu çocukları önceden getirmeliydik.”

Yaşanan sıkıntılar ile ilgili sendikalar ile gerçek anlamda bir diyalog kurulması gerektiğini de kaydeden Denktaş, geçen süreç içerisinde  sendikaların muhalefet ile birlikte hükümete çok anlayışlı davrandığını kaydetti.

“ELİMİZDE KALAN SON KALEMİZ DEMOKRASİMİZDİR”

Seçim süreci boyunca algı operasyonları düzenlendiğini kaydeden Denktaş: “Çok gezen arkadaşla sandıklar açıldıktan sonra halk görüşecektir. Sandıkta geçemeyen başka hesapların peşindedir, onun da önüne geçeceğiz.” dedi.

Kıbrıs Türk halkının kendi demokrasisini yaşaması gerektiğini ifade eden Denktaş:  “Elimizde kalan son kalemiz demokrasimizdir. Bizler koyun sürüsü değiliz. Kavga etmeyen ancak dik duruştan vazgeçmeyen biri olarak halk beni gördü. Şu anda kendimi halkın adayı gibi görüyorum.” ifadelerini kullandı.